Gönderi

Mike Massimino: “HUBBLE’I BOZMAK ÜZEREYDİM VE UZAYDA YALNIZDIM!” Mike Massimino çok büyük bir hata yaptı. Dahası astronot arkadaşlarının desteğinden de yoksundu! Mike Massimino ve astronot arkadaşı Mike Good, Hubble’ın görüntüleme spektrografını tamir etmek için uzay yürüyüşüne çıkmıştı. Bu cihaz, uzaklardaki gezegenleri ve kara delikleri tespit etmek için kullanılıyordu. Bu uzay yürüyüşü için 100’den fazla yeni uzay aleti geliştirilmişti, ancak Massimino görevin sonunda bir tutamacı elleri ile çekmek zorunda kaldı. Bu tutamaç güç kaynağına erişim sağlayan paneli kapatıyordu fakat vidalardan biri yalama olduğu için çıkartılması mümkün değildi. Bunu, saatte 28.164 kilometre ile Dünya çevresinde dönerken başarmak zorundaydı. “Hubble’ın bozulan güç kaynaklarından birini onarmak için çıktığımız görevde bir sürü alet kullanacaktık ve bunları kullanmak için yıllar boyunca eğitim almıştık. Erişim panelini kapatan bir tutamacı gövdeye bağlayan vidalardan üstteki iki tanesi kolayca çıktı, ancak sağ alttaki çıkmamakta inat ediyordu. Vidanın kafası yalama olmuştu ve çıkartabilmek için tornavidayı daha da derine sokmayı denedim ve vidayı tamamen mahvettim. Bu durum, tutamacın çıkmayacağı ve güç kaynağını hiçbir zaman değiştiremeyeceğimiz anlamına geliyordu. Hubble bir daha çalışamayacaktı ve diğer gezegenlerde hayat olup olmadığını öğrenemeyecektik. Bunun tek suçlusu da ben olacaktım. Bu düşünceler içerisindeyken yer ekibi bana destek vermeye başladı ve ben de işleri daha fazla berbat etmemek için çalışmaya başladım. Bir saat sonra bir çözümle geldiler. Bu bir saat bana uzayda sonsuzluk gibi gelmişti. Tüm bu süre zarfında Güneş bir doğup bir batıyordu. Zamanımız daraldığı için eninde sonunda her şeyi bırakıp uzay mekiğine geri dönmemiz gerektiğini düşünüyordum. Sonunda yer ekibi biraz bant ve kerpeten bulmamı istedi. Kerpeten mantıklı geldi, sonuçta o bir aletti. Ama bant, bana artık aşağıdakilerin de fikirsiz kaldığını düşündürmüştü. İstedikleri şey, bu tutamacı zorla yerinden çıkartmamdı. Bunun için 27 KG güç kullanmamın yeterli olacağını hesaplamışlardı. Dediklerimi yaptım. Uzay mekiğinin ön tarafına gittim, oradaki alet kutusundan bant aldım ve tutamacın alt tarafını dedikleri gibi bantladım. Kendimi çok yalnız hissediyordum çünkü o anda bana yardımcı olacak kimse yoktu. Tutamacı bantladım ve ellerimle tuttum. Bantın amacı, kopan bir parça olursa uzaya fırlayıp bana zarar ve rmemesiydi. Tüm gücümle asıldım… Tutamacı kopartıp yerinden çıkarmayı başarmıştım! Artık panele ulaşabiliyordum, ancak tornavidanın şarjı bitmişti ve oksijenim az kalmıştı. Korkularımı bir yana bıraktım, oksijen tankımı tekrar doldurdum ve tornavidanın pilini değiştirdim. Vidaları söktüm, eskisini çıkartıp yeni güç kaynağını yerine taktım ve çalıştı. Uluslararası Uzay İstasyonundan daha yüksek bir noktada bir tamirat işini başarıyla tamamlamıştım. Cihaz tekrar çalışmaya başladı. Kafamı çevirdim ve 563 kilometre yukarıdan Dünya’ya baktım. Uzayda tek başımaydım. Kendi yaşam destek sistemime bağlıydım ve istediğim her yere bakabilirdim. Hubble’ın bulunduğu noktadan kendi gezegenimi görebiliyordum. Cennetten bakmak gibi bir duyguydu. Daha sonra, aslında bundan daha da güzel olduğunu düşündüm. Cennetten değil, cennete bakmak gibiydi. Uzay yürüyüşü sırasında gezegeni ve yıldızları görmek gerçekten inanılmaz bir deneyim.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Bilim
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.