TARİH VE KADINLAR
9/10
·153 syf.··
2020 5. kitabı
Woolf öncelikle kadınların edebiyat dünyasında olmamalarının, neden içlerinden bir Shakespare çıkmadığının açıklamalarını yapıyor (Shakespare kız kardeşi olsa neler olurdu örneğiyle bu durumu harika anlatıyor) İngiltere’de kadınların kütüphanelere bir refakatçi ya da üniversite dekanları tarafından bir tavsiye mektubu olmadan alınmadığını, erkeklerin istedikleri şekilde kullanabilecekleri bir servete sahip oldukların , kadınların ise bu serveti kullanmalarında söz sahibi olmadıklarını izah ediyor. “ Neden kadınlar bu kadar yazın vb konulardan başarısız ? Neden kadınlarla ilgili romanları erkekler yazar ? neden kadınların yazınları bu kadar kısıtlı? Neden cinsiyetlerden biri öylesine varlıklı, öbürü ise yoksuldu? Yoksulluğun kurmaca yazın üzerindeki etkisi neydi? Sanat yapıtlarının ortaya çıkmasında gerekli koşullar nelerdir? diye sorar, ve tüm bu soruların cevaplarını kitaplardan araştırarak bulmaya çalışır. Ancak son yılda kadınlar üzerine ama erkeklerce yazılmış o kadar çok eser var ki Woolf'un kafası çok karışır. Karşılaştığı bilgilerden kadınları aşağılayan bazı bilgiler : “Çoğu kadın kişilikten yoksundur.” kadınlar eğitilebilir mi eğitilemez mi, ruhları var mı yok mu, vb fikirler ve en çok da Prof. X'in fikirleri hem yazarı düşündürdü hem öfeklendirdi. 18. ve 19. yy kadınların sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi vb diğer tüm alanlardaki hak sahibi olmamalarını detaylıca anlatan yazar . kadının bu zamanlarda eve bakan çocuk büyüten misyon ve vizyonsuz bir insan olarak lanse edildiğini belirtiyor. bunun yanı sıra bu zamanda bile ortaya eserler vererek adından söz eden kadınların ne kadar önemli bir zafer kazandıklarının altını çiziyor. 19. yüzyılda yazılmış kitapları inceler. Charlotte Brontë’nin yazdıklarında kadının uzak şehirlere gidip farklı insanları tanıma, gezme, gözlemleme deneyimlerinden yoksun oluşunun serzenişlerini duyumsar. O dönemde yazılanlar evlerinin oturma odasında, birkaç desteden fazla kâğıt alamayacak denli yoksul kadınlar tarafından yazılmıştır. V. Woolf özellikle kadınların kendilerine özgü yazabilmelerinin önemini vurguluyor. Yazılarında dürüst olmalarını ne yazacakları konusunda sınırlamalar getiren ataerkil düzenin eleştirilerilerine karşı çıkmalarını istiyor. Kadınların J. Austin gibi kadın gibi yazmalarını öğütlüyor. Son bölümde kişinin olduğu gibi görünmesini, kendileri ve iyi bir dünya için durmaksızın yazmalarını kadınlara söyler. V. Woolf’un bu çalışması kadınların yazmaları önündeki engelleri anlatmakla kalmıyor yüzyıllardır erkek egemen toplumda ezilen, hakları elinden alınarak kısıtlanıp korunmaya muhtaç duruma getirilmesini de anlatıyor. Günümüzde de evrensel ve güncel olma özelliğini koruyor, bu yönüyle de önemli bir eser. Çünkü ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde kadınlar hâlâ anlatılan şeyleri yaşamaktadırlar. Kadınların eve kapatılarak, sadece ev ve çocuklarıyla ilgilenip, kendi iç dünyalarını geliştiren başka uğraşlarla uğramaması için baskı altına alınmışlardır. Kendileri bile erkeklerin dikte ettiği ussal, duygusal ve bedensel yönden erkeklerden aşağı ve korunmaya muhtaç olduğuna inanmışlardır. Kadının kendisine ait bir odanın kapısını açabilmesi için hakları için yüzyıllardır sürdürdüğü mücadeleye devam etmesi, kazanımlarını koruması, bilinçlenmesi, okuması, çalışması gerekiyor. Kitabın kurgusu ve olayları tarihsel bazda örnekler vererek anlatması kitabın kafamızda yer edinmesini oldukça kolaylaştırıyor. Aslında bu kadar dramatik olayların hala günümüzde devam ediyor olması çok üzücü. Umarım yasalar ve yasaları uygulamakla mükellef uygulayıcılar kadınların üzerindeki bu ataerkil zülmüne gerekli uygun yasaları ve cezaları vermekten imtina etmezler.Urfalı dayının deyimiyle :) KADINLAR ÇİÇEKTİR :) İyi okumalar…
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma
·
9 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.