·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Nisan 2020 04:30 Hepinizi öyle seviyorum ki,
Siz türlü türlü milletlerin anneleri oluyorsunuz.
Zevk uğruna çocuk doğuruyorsunuz.
Asker olacaklarını,
Karşı karşıya geçip birbirlerini vuracaklarını..
Meşhur olacaklarını..
Dahi olacaklarını..
Şef olacaklarını düşünmeden
Sevmek, gene sevmek için
Çocuk doğuruyorsunuz.
Neden kitap yorumuna kadın temalı bir şiirle başladım? Çünkü kitabımızda kadının hangi dönem olursa olsun çektiği zorlukları konuşacağız. Yıl 1800’ler sonu, 1900’ler, 2000’ler hiç fark etmiyor. Kadın her dönemde kadınmış!
Ben Aleksandros Papadiamantis’i, Nikos Kazancakis’i daha iyi anlayabilmek adına okudum, hatta kitabı ikinci okuyuşum. Tanıtımda Herkül Milas’ın anlattığına göre de iki yazarım sık sık karşılaşmışlar. Kendisi modern Yunan Edebiyatı’nın kurucusu kabul ediliyor ve bu kitabı ile Dostoyevski’ye benzetiliyor. Suç ve Ceza teması ve bu kitabın benzer yönlerin var, kabul ediyorum.
Hadula, 1800’lerin Yunanistan’ında yaşayan bir kadın. Ailesi için çok çalışmış, evlenip kocasına hizmet etmiş ve sonra da çocuklarına... Günümüz kadınından herhangi bir farkı yok. Sadece Hadula, kadının yaşam boyu çektiği sıkıntıların çokça farkında. Annesinin sonra kendisinin, sonra kızlarının ve onların doğuracağı kız çocuklarının ve onların... Böyle akıp giden bir kısır döngü olduğunu biliyor ve bu ona dayanılmaz bir ıstırap veriyor. Kendince de bir anlamda ‘kadının yaşam zorluğuna’ bir çözüm buluyor.
Kitabın geçtiği yılları düşününce kadın her zaman ikincil insan konumunda kalmış bunu görebiliyoruz. Yazarın erkek olması da kendi duyarlılığının ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. O dönem için bu kitap tebrik edilmesi gereken bir cesaret örneği bana kalırsa. Ayrıca çok ciddi bir empati yeteneği varmış ki böyle bir kitap yazabilmiş.
Kitap hakkında, kadın hakkında ve Suç ve Ceza benzerliği hakkında konuşmak isterim ancak ne yazık ki çok fazla kitabın içine girmem gerekir. Bu da kitabın büyüsünü kaçırır. Çünkü çok kilit bir konunun açılması aslında kitabın ana teması.
Kitabın bir diğer dikkat çekici yönü ise kapağı. Bir yelek var kapakta ancak rengi mavi. Hepimiz biliriz ki mavi bir cinsiyetin temsilcisidir! Erkek cinsiyetinin... Konusuna bağlı güzel bir vurgu bence.
Son olarak bu
kitabı okuyanlar için bir kitap önermek istiyorum; Amin Maalouf’dan Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl. Okuyanlar ikisi arasındaki bağlantıyı göreceklerdir.
Herkese keyifli okumalar dilerim.