Üstad Hugo gerçekten yazmış... Ama öyle bir yazmış ki tam anlamıyla saniye saniye yaşatıyor size olanları. Başlangıçta önsöz karşılıyor sizi. Yazar önsözde yakarışta bulunmuş ve o dönem var olan idam cezasının neden kaldırılması gerektiğini anlatmış hatta örnek teşkil etmesi için bir kaç mahkumun acı idamından kısaca bahsetmiş. Önsöz başlı başına fikirleri değiştirebilecek ve yeni bir bakış açısı oluşturacak biçimde sade ama fazlasıyla etkili bir dil ile yazılmış. Herkesin bir yaşama hakkı olduğunu ve bunun ne nedenle olursa olsun niçin o kişinin elinden alınmaması gerektiğini aktarıyor bizlere. Önsözün ardından trajedinin kısa bir "komedisi" karşılıyor bizleri.
~spoiler~
Gerçek mi bilinmez idam yanlısı aydın kesim (?)kişilerin yazar kitabı isimsiz olarak yayımladıktan sonra gerçekleri yansıttığı için kitaba karşı çıkışlarını görüyoruz.
~spoiler~
Trajedinin komedisi biter bitmez asıl öykümüz başlıyor "Bir İdam Mahkumunun Son Günü". Öykü ile birlikte bizim sıkıntılarımızda başlıyor elbette. Öykü 1. kişi olan idam mahkumunun kendisinin ağzından yazılmış. Belki de bu nedenledir onun yaşadığı acılarını, ruhsal durumunu ve hatta fiziksel belirtilerini bizimde yaşamamız. Okurken mahkumla birlikte yaşam savaşı veriyorsunuz. Bazen "Biri çıkıp bütün olanlara dur desin lütfen!" diye yalvarmak istiyosunuz. Kitabın sonunda ise kendinizle başbaşasınız. Ne olduğunu ne bittiğini düşünmek ve anlamak size kalmış. İster olayı kabullenin isterseniz de pollyanna olun.
Herkesin okumasını tavsiye edeceğim türden bir kitaptı. Kendisini gerçekten zevk olarak okudum. Herkese iyi okumalar dilerim~ Victor HugoBir İdam Mahkûmunun Son Günü