Merhabalar, iyi geceler.
Bu kitabı kapak fotoğrafına vurulup aldım desem yeridir. Her neyse yer yer çok iyi tespit, cümleler olsa da bazen sanki orta yaş üstü Facebook üyesi akrabaların, aile üyelerinin nasihat veren, duygu sömürüsüyle bezenmiş dinlerken nefesimi daraltan öğütlerini de okuyor gibi oldum. "melisin" "malısın" üslubundan öte düşünceler zıt olduğu için böyle söyledim. Kitap sizinle konuşuyor tarzda ve okuması kolay.
Öncelikle televizyonun yaşamın içini nasıl boşalttığı ile başlıyor. Televizyonu ışık yoğunluğu olarak tasvir edip, ışığa giden sineklere benzetiyor bizleri. Ve etkilerinden :
"Tek düze bir şekilde televizyonun karşısında oturmak duygularımızı uyuşturur, zihnimizi yavaşlatır,ruhumuza zarar verir" (syf 14) şeklinde bahsediyor. Tabi bunun yanında hayatı kaçırdığımız gibi büyük bir gerçeği kitap boyu konu alıyor. Örneğin:
"Alelade bir gece güveçte pişmiş türlüyü, bir kadeh şarabı, ya da dumanı tüten et suyuna çorbayı paylaşarak keşfettiğim bir güzelliği ya da hazzı orada bulabileceğimizi sanarız." (syf 20)
Ve insanın insanla beslendiğini, kendi varlığını başka insanın varlığı üzerinden duyumsadığını söyler.
" Duyarlı olduğumuz zamanlar, yani gözeneklerimiz insafsızca tıkanmadığında, insan varlığıyla olan yakınlık bizi sarsar, biz ilham verir ve biiz her zaman ötekinin kurtardığını fark ederiz." (syf 20)
Eleştirdiğim yanı geleneklere, efsaneler, mitlere, dinlere çokça önem veriliyor olması. Bunları birleştirici, eskiye dönüş, kurtarıcı olarak görüyor. Makineleşmiş insan eski değerlere geri dönerek bu robotlaşma halinden kurtulacağını söylüyor. Bu nedenle köyünden, çocukluğa duyduğu özlemden bahsediyor, "bizim zamanımızda şöyleydi" diye başlıyor anlatırken, bu noktada hatta fedakarlığı da ele alarak dine bağlıyor.
"birbirimizi kardeş hissetmemize aracılık eden bir Baba(Tanrı) artık yoksa fedakarlıK kendini besleyen ateşi kaybeder." (syf 45)
Bana melankolik geldi açıkçası, duygusallıkla soslanmış çözüm(!) önerileri. Herkes köye yerleşince kapitalist sistemin yozlaştırdığı topluluk melek mi kesilecek, melek dememin sebebi kitabın bir bölümünde masumiyet güzellemesi var ki hiçkimse masum değildir bende dahil. Herkesin de hatası vardır illa ki. Yine neden yas tutulmuyor mezarlıklara gidilmiyor, gençler yaşlıları yalnız bırakıyor yanlarına gitmiyorlar gibi tartışılır konu başlıkları da var.
Son kısımda cesaret, anarşi, yardımlaşma, özgürlük kavramları üzerinde durmuş, güzel çıkarımlar yapmış. Örneğin :
"İnsanlar krizi aşmak için gereken gücü krizde bulur. Ellerindeki tek kaynak sebatleri ve cesaretleri olan bir sürü kadın ve erkek kıtamızın kanlı zorbalıklarıyla savaşıp onları alt ederek bunun böyle olduğunu bize gösterdiler." (syf 139).
İyi okumalar.