Jack London'un kendi yaşam öyküsünden esinlenerek Martin Eden'in hayatını anlattığı kitap. Bir denizci olan Martin Eden'in entellektüel bir kızla tanışıp ona aşık olduktan sonra nasıl kitaplara ilgi duyduğu ve sonra yazar olmak için ne kadar çabaladığını, bazen günde 4 saat uyuduğu, uyuyumak için çenesinin altına dikenli bir şey koyduğu, sürekli dergilere hikayeler gönderdiği anlatılıyor. Martin Eden bu süreç içerisinde düşünce ve dünyaya bakış açısından çok değişiyor ve olgunlaşıyor. Bu değişimi siz de yaşıyorsunuz. Martin Eden bu şekilde gitgide farklılaşıyor ve kendini yalnız hissediyor. Önceden hep ilgi duyduğu entellektüel kesimin ne kadar da çıkara dayalı insanlardan olduğunu görüyor. Ardından eski arkadaşlarına gittiğinde samimiyeti tekrardan buluyor ama artık onlardan çok farklı bir insan.
Kitap çok güzel bir kitap gerçekten. Sadece yaşam öyküsü değil. Martin Eden yaptıklarıyla size hayatının amacını sorgulatıyor sürekli. Sizi derin, felsefik düşüncelere sevkediyor. Ki bence bir kitabın en önemli özelliği bunu size yaptırıp yaptırmadığıdır. Size kendi duygularınızı tekrardan yaşatıyor. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir bu öyküde.
Aynı zamanda Martin Eden o kadar dikkate değer bir karakter ki size öğretecek çok fazla şeyi var. Kararlılığıyla, bir işe gönüldeb bağlı olmasıyla, kendi düşüncelere bu kadar hakim olup yüksek farkındalığıyla.
Kitapta çok sevdiğim iki kısım oldu. İlki çamaşırhanede çalıştığı kısım. İkincisi sokakta (emin değilin bundan) tanıştığı sürekli edebiyat, felsefe, sanat hakkında konuşan arkadaş grubuyla olan kısımları. Bu kısımları tekrar tekrar okudum. Kitapta aynı zamanda betimleme gücü çok fazla hatta öyle ki bu betimlemeleri okurken zevkten zevke giriyorsunuz.
Kitabı okurken Abd 'deydim ve ilk kez yurt dışına çıkmıştım. Ve kitap beni o kadar sardı ki ben ilk kez gittiğim bir ülkede zamanımı hep bu kitabı okuayarak geçirmiştim. Bir de oradayken o kadar amerikalı kişiye Jack London' ı sordugumda nerdeyse hepsi tanımıyorum o kişiyi demişti. Bu da beni şaşırtmıştı oldukça. Son olarak bu kitapla Tutunamayanlar en sevdiğim iki kitap. Hangisini çok seviyorum hala çok kararsızım. Çok konuştum ama son bir şey daha söyleyim. Once Upon a Time in America filminde Noodles tuvaletteyken bu kitabı okuyordu. Kitabı orda görünce çok mutlu olmuştum.