Post-kolonyal teori merceğinden bakacak olursak; köylülerin sömürülen üçüncü dünya ülkeleri olarak, emperyalist sömürgeci devletlerin ise ağalıklarla benzeştiğini görebiliriz. Özellikle Abdi ağa kitabın başlarında sömürgeci bir tavır izleyerek köylülerin kazançlarından kendine pay alırken kasaba da yaşamaya başladığında köylerin hakimiyetini post kolonyal politika izleyen batılı devletlerin sömürge devletleri üzerinde izlediği politikalara benzetilebilir. Bu açıdan kitap hükmeden ve hükmedilen arasındaki bağa romansal ve akıcı bir tarzla açıklık getiriyor.