·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mayıs 2020 01:34 3 Mayıs Türkçülük Günü'dür. Ama ben tümüyle içsel bir güdüyle rafımdan bu betiği aldım ve gözlerime arz ettim. Bitirmeden de bırakamadım. Sanırım kan çekti. Çünkü başka birini okumak isterken "hayır, bunu okuyacağım" dedim ve okudum. Bir betik düşünün hem gururlandıran hem kızdıran hem odunuzu (ateşinizi) güçlendiren. İşte Arz öyleydi.
.
Tümüyle gerçeklere dayalı iki kurgudan oluşuyor. İlki, Göktürk kahramanı olan, 40 kişiyle Çin Sarayı'na ayaklanma yaparak adını geçmişten geleceğe yazdıran bir Türk yiğidi: Kürşad. Okurken kanınızı odluyor (ateşliyor). Hainliğin ne yazık ki içten gelmesiyle (Çinli prenseslerle evlenmekten kayanaklı) dağılan Türk yurdunu yeniden bir çatı altında toplamak uğruna giriştiği savaşı okuyoruz. Oldukça akıcı ve coşkulu biçimde. Oldum olası Türklük ile ilgili beni en çok çeken dönemlerden biridir. Kendimi tutamayıp kurgunun içinde bir görev edinip Çin'e kafa tutarken buldum kendimi.
.
İkinci bölümde ise geçmişten günümüze ve süregiden, Türklerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili gerçeklere dayalı bir kurgu okuyoruz. Burada da çaşutların (casus) nasıl kimlik değiştirerek ülke içine yerleştirildiğini, savaşarak değil ekini (kültürü) bozarak içten yıkmaya, bozmaya, dağıtmaya çalıştıklarını örnekleriyle okuyoruz ve deliriyoruz. Çünkü inanılmaz bir girişim söz konusu bu konuda. Gerçekten damarlarımda akan kan kaynıyor. En son görselleriyle birlikte çaşutları okuyup, kurulmuş Türk Yurtları'nı bayraklarıyla kısaca anımsıyoruz.
.
Kendisinden imzalı, Kayseri Fuarı'ndan aldığım Arz'ı kesinlikle öneriyorum. Türkçülük, ırkçılık değildir; özünü bilmek, soyunu korumak, diğer ırklara saygılı olmaktır. Bugün bunu ırkçılık olarak algılayanlar Türkçülüğü anlamamış demektir. Yazarımızın kalemi kurumasın inşallah. Bende daha çok betiği var :)
.
Bazı ufak yazım yanlışı var. Diğer basımlarda olmamasını dileğiyle. Okuması kolay, biçemi akıcı, bellekte kalıcı, okuru içine almayı başarıyor.