7/10
·448 syf.··
2020 95. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 16:22
Her şey zamanında güzel, demişti Mevlana. Zamanında yaşanamayan hevesler, 53 yıl sonra yaşanmak üzere beklense bile, hayatın geçmiş olduğu, kimsenin o eski benliğinin olmadığı; kırılmışlıkların, yorgunlukların, anıların, ayrı ayrı budaklanan dalların ne denli buruk olduğunu anlamak için muhteşem bir kitap. Kırılmış hevesler içinse korkunç bir kitap. Marquezin Yüzyıllık Yalnızlık kitabından sonra, okuması nispeten daha kolay, betimlemeleri empatiye çok açık, akıcı bir kitabını okumaktan dolayı şaşırdım, mutlu oldum. Bu nedenle içeriğine karşı biraz tepkili olsam da, yazarlığından dolayı daha fazla puan kıramadım. Uzun senelerin ayrılığını, ayrı ayrı akan hayatları, bir şekilde birleşmelerine varan serüvenlerini çok güzel şekilde bağlamıştı. İnadından ve kibrinden zamansız ve sebepsiz terk eden bir sevgili ne kadar süre beklenebilir? Florentino 53 sene bekledi. “The one” inancı nelere kadir. Fermina bunu hak etti mi yahut buna değer mi sorgulanır. Bu da hayatın bir cilvesi: sevgiyi hak edenlerin tesadüfi oluşu, en iyi olsan bile sevilmeme, en kötü olsan bile sevilme ihtimali. Birbirlerine kavuşmuşlardır en sonunda ama aradan geçen yıllar, ilk heyecanları kaçırmış olmak, gençliğin tadını kaybetmek, hayatından gelip geçenlerin kalplerinden götürdükleri, yorgunluklar ve ağrılar kalmıştır geride. Florentino hep sanmıştır ki zaman geçmekte, oysa kendisi zamandan geçmektedir. Zaman bakidir, kendisi geçici. Hep öyle kalacağını; hevesli, güçlü, azimli olacağını sanmıştır. Geriye inatlı bir bekleyiş kalmıştır yalnızca ve kaçırılan anılar. Ki ben zaten bu kısımda, onları gençliklerindeki “onlar” gibi değil, bambaşka iki insan gibi görmeye başladım. Ferminaya kibrinden ve gururundan kızdım, Florentinoya yaşamını beklemek üzerine kurmasına kızdım. Yine de onu anladım, ona acıdım. Bir kez yaşanan bir hayatta, insan her sevincinde böyle geçici, her anısında bu kadar köksüz, her bağlantısında bu kadar kopuk, hayatının her anında böyle ayrık ve temelsiz olmamalı. Bunu yaşatansa bir aşık sıfatıyla adlandırılmamalı. Aşkın acı üzerine değil, birlikte, bir olarak ve mutlulukla sürmesi gerekir, bence. Florentino, bazen ne çok bizdir. Her anını Ferminanın geleceği umuduyla, onun gelmesi için hazırlıklarla yaşamıştır. Ona hep hazırdır. Dünyası aşık olduğu kadın, geri kalan her şey teferruattır. Ona kavuşmak için eşinin ölümünü beklemektedir. Her koşulda onu bulabileceği, kendince tutkulu, aslında histerik, saplantılı bir aşıktır. Ne yazıktır, giden ondan gitmiştir. Oysa o hiçbir zaman kaybettiğini düşünmemiş, yalnızca bir an kazanmaya odaklanmıştır. Ona göre bir anlık kazanç, bir ömürlük kayıptan büyüktür. Bence asıl aşıklar uzun süre beklemelere rağmen birleşenler değil, uzun süre ayrı kalmaya ve başka insanlara tahammülsüz olup da her koşulda birbirini bulanlardır. Ne yazık ki hayat, aksini bize çokça yaşatır.
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma
·
11 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.