·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mayıs 2020 23:44 Kitabı anlamak için tek bir şart var, gerçek dünyadan hayal dünyasına açılan kapıyı geçebilmek. Mantığı bırakmadan kitabı anlayamazsınız demek istemiyorum. Aksine fantastik dünyaların o kendine has mantığına alışkın olmak gerekiyor bu kitabı okurken yorulmamak için. Tamamen anlamak ise belki de mümkün değil. Ama okurken eğlenmek ancak böyle mümkün. Hele bir de 90ların çocuğuysanız sadece size hitap eden ayrı bir tadı, ayrı bir dili varmış gibi hissettiriyor kitap. O zamanlar gece yarılarına kadar sokakta oynayan çocuklardansanız, o zamanların çizgi filmleri ile büyümüşseniz anlayacağınız bir aşinalıkla dolu.
On iki hikâyeden oluşuyor. Hikayelerin hepsinin ortak noktası bence başta da belirttiğim gibi gerçeklikten hayal dünyasına bir geçişin iması. Ama bu geçiş bir yandan da tedirgin hissettiriyor. Gerçekliğin “gerçek” yüzünü bir anda görür hale geliyor karakterler. Ürpertici bir yolculuk ve sanki bu yolculuk aynı zamanda bir son gibi. Herkese farklı şeyler hissettirecek gerçeküstücülükte. Ben her hikayede karakterlerin, hayatın karşısında ölüme, gerçeğin karşısında kurgusal evrenlere ya da bilincin karşısında uyuşturucuya teslim olduklarını düşündüm. Yer yer kahkaha attıran, yer yer neler olup bittiğini anlamak için kaş çattıran bir eserdi. Hikayeseverlere tavsiye...