Mayıs ayının ilk kitabı olan körlük güzel bir kitaptı. Körlük aslında kitapta bir metafor olarak kullanılmış, verilmek istenen mesaj kapalı. Okudukça yada kitap ile ilgili yorumlara göz attıkça kitap daha da bir anlam kazanıyor.
Konusundan bahsedecek olursam; kitap bir körlük salgınından bahsediyor. Bu hastalığı taşıyan kişiler yada hasta olan kişiler belli alanlara kapatılıyor ve hikayenin büyük bir kısmı o alanlardan biri olan eskiden akıl hastanesi olan yerde geçiyor. Orada insanların nasıl vahşileşebileceği cidden vahşi oluşlarını aktarıyor yazar.” Asla durmam ben burada “ diyecekleri yerlerde nasıl hayat mücadelesini verdiklerini ve nasıl insanın her duruma göz yumup aşılabileceğini gösteriyor. Aslında alışmıyor da diyor çünkü insanlar bu duruma katlanamayıp ölüyor veya bu durumu değiştirebilmek için kendini feda ediyor. Kitapta karakterlerin belli bir isimleri yok, belli sıfatlarla sahipler. Kadınların verdiği mücadele beni çok etkiledi, toplumun kadına bakış açısını ve kadınların güçlü duruşu... Yazarın bir çok fikrini içeriyor kitap aynı zamanda ve bunlar kitaba inanılmaz bir hoşluk katmış. Kitapta bahsedilen “körlük” gözlerin görmemesi miydi gerçekten ?
Şahsen ben körlük kitabını sevdim. Kitap akıcı bir anlatıma sahipti, olay akışı düzenliydi. Yer yer sürekli virgül kullanımından dolayı bazen “kim ne diyor” falan oldum ama hemen atlatılıyor ve kitabı okurken sıkıcı yapmıyor.
Kitap bitikten sonra bir tık havada kalıyor gibi oluyor. Hani böyle yeni bir şey öğrenirsin idrak edemezsin o an ama sonra onunla ilgili yeni bir şey görürsün ve bir aydınlanma yaşarsın öyle bir kitap bence bu kitap.Okuyalım okutalım diyorum. Kitapla kalın :)
KörlükJosé Saramago