Kitabın ilk başlarında çok yoğun bir iş yaşamıyla beraber okuma yaptım ve gerçekten takip edemedim. Çünkü Anar'ın yazı tarzı biraz da böyle bir serüvenmiş. Kitap adıyla müsemma sürekli olarak farklı atlaslarda. Zaman çok kıvrak. Bir bakıyorsunuz ileridesiniz bir de bakıyorsunuz geride. Filmlerdeki "flash back" olayı iliklerinize kadar sarıyor sizi. Tabii ki olaylar da sürekli birbiriyle bağlantılı. Takibi kaçırdığınız an, roman karakterlerini birbirine bağlayamazsınız. Kitap okurken çok odaklanamıyorsanız bu kitap okurlara sıkıcı gelebilir çünkü dil de çok ağdalı ve alegorik.
Dilin çok eski kelimelerden dolayı ağırlaştığını düşünenlerden değilim ancak hızlı olaylarla beraber olay örüntüleri ve kişisel irdelemeler belki de benim tam anlamıyla tarzım olmadığı için beni yavaşlattı okurken.
Okurken sanki Alice Harikalar Diyarında tadını da biraz almadım değil. Çocukluğumuzun meşhur hikayesinin yerel dilde ve tarihimizle özdeşletirip anlatılması çok ustaca, çok profesyonel.
Anar'ın bu konuda amansız bir yeteneği var.