Gönderi

“Anlatabildik Mi Hikâyeyi!”
Puan vermedi·352 syf.··
2020 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2020 05:10
Üzerine pek çok yazı yazılmış, farklı görüşteki insanların dahi okuyup üzerine düşüncelerini belirtmiş olduğu bir kitabın incelemesini yapmak cesaretini göstermekten ziyade kat kat örülmüş düşünce duvarına bir taş parçası eklemek istediğim için bu yazıyı kaleme alıyorum. Bir kitabın ağaç kovuğundan öylece yeşerip çıkmadığını hepimiz kabul ederiz sanırım. Bir eserin meydana gelebilmesi için yazarının belirli aşamalardan geçip çevresinde ve zihninde oluşagelen düşünceleri dikkatlice bir imbikten geçirdikten sonra en damıtılmış haliyle biz okuyuculara sunduğunu düşünüyorum. Öyleyse, 1984 isimli eseri incelemeden önce gözlerimizi eserin müellifi George ORWELL’a çevirmeliyiz. Distopya denilince akla gelen iki eserden birinin -Cesur Yeni Dünya- yazarı olan Aldous HUXLEY’den Eton College’de ders almış, Burma’da İngiliz Hükümeti adına sömürge polisliği yapmış, İspanya İç Savaşı’nda Franco’ya karşı savaşmış burada Stalin ve Stalin tarzı sosyalist sistemin düşmanı olmuş, savaş muhabirliği yapmış, Tribune adlı sosyalist gazetenin edebiyat sayfasının yöneticiliğini yapmış bir yazardan bahsediyoruz. Bir İç Savaş, Bir Dünya Savaşı ve sömürgeciliğin ne olduğunu bizzat yaşayarak keşfetmiş entelektüel bir beynin eserini kendimizce incelemeye artık başlayabiliriz. Can Yayınlarının ilk baskısını 1984 yılında yaptığı eser, Celal ÜSTER çevirisiyle basılmaya devam etmektedir. Celal ÜSTER, kitap hakkında okuyucuya bir esneklik tanımak adına düşüncelerini kitabın son sayfalarına koymayı tercih etmiştir. Bizce de bu tercihi isabetlidir. Kitabın Türkçeye aktarımında titiz bir çalışma yapılmış olduğunu söyleyebiliriz. En baştan başlayalım o halde, kitabın adı konusunda ORWELL bir röportajında kitabı 1948 yılında bitirdiğini bundan dolayı son iki rakamın yerini değiştirerek kitabın adını 1984 koyduğunu belirtiyor. Kitabın içeriğinden bahsetmeyi okuyucuya saygı açısından doğru bulmuyorum. Ancak kitap hakkında bir izlenim verebilecek şekilde ifade etmeye çalışacağım. Öncelikle ORWELL, bir toplumun nasıl istenilen yani her emre itaat edecek şekilde oluşturulabileceğinin sisteminin üzerinde ustalıkla düşünmüş ve bunu kurguya dökmüştür. Üç büyük süper güç devlet tarafından paylaşılmış bir dünyada insanların kaçacak bir yeri yoktur 1984’te. Tam bir kabusun içine doğar, büyür ve ölürsünüz. Yazar, büyük bir ustalıkla bu kabusun nasılını ve niçinini anlatmıştır. Havyan Çiftliğindeki Napolyon, Büyük Birader; Snowball, Goldstein’dir. Daima savaşılır ve hep bir düşman vardır. Kastın korunabilmesi buna bağlıdır. Daha fazla içerik hakkında bilgi vermemek adına bu bahsi burada sonlandırmayı doğru buluyorum. 1984, distopya adına kült bir eser olmayı sonuna kadar hak etmektedir. 1984 okunmaya karar verilip okunduktan sonra okunmamışsa Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı, Gündüz VASSAF’ın Cehenneme Övgü’sü okunabilir. Ayrıca kitabın 1984 yılında yayınlanmış Michael Radford’un yönetmenliğini yaptığı bir film de mevcuttur. Film; kitap okunduktan sonra izlenilebilir kalitede çekilmiş, çekim yılına göre sinema tekniklerinin oldukça iyi uygulandığı, kitabın başarılı bir sinema uyarlamasıdır. Bu insanlık karabasınındaki serüvende her okuyucuya kitapta ilerledikçe bir nefeslik düşünme payı her daim hazır beklemektedir.
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.