·578 syf.····Okunma: 23 Nisan 2020 19:09 Ahmet Ümit bir programda polisiyelerini Türkiye'nin tarihi ve kültürüyle ilgili yazmaya çalıştığını söylemişti.Bunun sebebini de bu konularda çok zengin oluşumuza bağlıyor. Kitaplarının satış rakamları da bu iki değeri ne kadar güzel aktardığını gösteriyor.
Bu kitapta ise Ahmet Ümit bizi her romanında ilmek ilmek işlediği,herhalde avcunun içi gibi bildiği, İstanbul sokaklarının geçirdiği tarihi günlere götürüyor.Bir yandan 1452'nin mart ayında Rumeli Hisarı'na konan ilk taşla başlayan ve 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan geceki son hücumla nihayete eren efsanevi kuşatmayı her yönüyle adım adım anlatırken. Bir yandan da beş yüzyıl sonra aynı İstanbul sokaklarında, bir tarihçinin sapına Fatih'in tuğrası işlenmiş bir mektup açacağıyla öldürülmesini konu alıyor. Cinayeti bulandıran ise bu tarihçinin ölmeden önce Fatih'in bir suikaste kurban gitmiş olma olasılığını araştırıyor oluşu.Ki bu olasılık gerçekten de tarihçilerin üzerinde durduğu bir şey, Sultan Çayır'ında sefer yolundayken bir anda ölen Fatih.Hem de hiçbir ölümcül hastalığı yokken.Zehirlendi mi? Zehirlendiyse kim tarafından ve neden zehirlendi ? Papalık mı (Fatih'in ölümünden sonra Roma'da 3 gün bayram ilan edilmiş) ? Memlükler mi (Osmanlı o dönem Mısır Sultanlarıyla rekabet içerisindeydi) ? Yoksa ulema ve bir takım vezirleri arkasına alan oğlu Bayezid mi (Tahta geçer geçmez Fatih'in birçok icraatını silmiştir) ? İktidarın kanlı oyunu Türk tarihinin en önemli simalarında biri üzerinde de mi oynandı ? Eğer öyleyse bunun ortaya çıkması milli tarihimize zarar verir mi ? Vs vs. Kitap bu ve benzeri sorulara kafa yorarak tarih ile insan,toplum ve iktidar psikolojisini bol bol sorguluyor.Bunu bazen dünyaca ünlü tarihçilerle yapılan söyleşi ve gezilerde, bazen cinayeti çözmeye çalışan Nevzat Başkomiserin sorgulama sahnelerinde bazense bizzat Fatih Sultan Mehmet ile konuşarak yapıyor.
Bu kitap polisiyeden çok tarihi bir kitap, polisiye kısmı da güzel ama çok arka planda bırakılmış özellikle sonu hiç iyi bitmiyor ama edebiyat ve siyaset alanlarından tanıdığımız Ahmet Ümit'in tarihi meselelerde bu kadar bilgili ve entelektüel oluşu takdire şayan.Ayrıca "sol görüşlü" bu yazarın Muhafazakar, İslamcı kesim ile özdeşleşmiş Fatih ve Osmanlı hakkında yazdıkları birçok kişiye "hepimizin aynı gemide olduğunu ve milli meselelerimizin günahıyla sevabıyla 80 milyonun ortak değerleri" olduğunu hatırlatacaktır.