Puan vermedi·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mayıs 2020 19:53 "Fakat bazıları için durum çok daha zordu. Sadece, hayatta kalmaktan bir adım ötedelerdi. Ama artık içlerinde dini inancın zerresi kalmamıştı."
Robert Hugh Benson, 1871 yılında İngiltere, Berkshire'da dünyaya gelmiş yazar ve aynı zamanda bir din adamıdır. Yazdığı kitaplar ise din, tarih, korku ve bilim-kurgu tarzındadır. Yazarın yaşadığı zamanı ve mesleğini göz önünde bulundurursak kitaplarının konusu çok cesaretli diye bilirim. İster o yıllarda, isterse de sonraki zamanlarda çok konuşulan ve tepki alan bir konu bence. En meşhur kitabı da "Dünyanın Efendisi" yazarın.
1907 yılında yayımlanmış kitap dünya edebiyatındaki ilk modern distopya örneği olarak kabul edilir. Bununla beraber romanın bir çok kehanet barındırdığı da yazıldığı dönemde kabul edilmiştir din adamları tarafından. Yazarın asıl göstermek istediği neydi ? Ve bunu başara bilmiş mi?
Olaylar İngiltere'de geçiyor ve yazar bir tarafta zor günlerini yaşayan, can çekişen din adamlarını gösteriyor bizlere. Kendi inançlarına ne kadar bağlı oldukları, gerçekten bir inanca sahip olup olmadıkları da farklı bir konu. Çünkü her gün kaç kişi yıllardır sürdürdüğü görevinden ayrılıyor ve derinlerdeki var olmayan "inançlarını" sorgulamaya başlıyor.
Diğer yanda artık insanı her şeyin üzerinde gören ve Tanrının insanda mevcut olduğuna inanan bir toplum var. Bunlar asıl olayların merkezinde bulunanlar. Çünkü onları da yöneten, kendi kurallarını ve "tanrılığını" kabul ettiren biri var- Felsenburgh. Peki kim bu Felsenburgh?
Sadece hitabet yeteneğiyle her kesi etkilemeyi başarmış bu insan birden ortaya çıkıyor ve yeni bir dünya yaratacağını, tüm düzenin değişeceğini, dinlerin ortadan kalkacağını kendisinin de "Efendi" olacağını söylüyor. Bir anlamda başarıyor bu dediklerini. Kendi etkisi altına aldığı bir çok insan artık ona tapmaya başlamış, doğru yolu sonunda bulduklarına inanıyorlar. Bu doğru yol nedir peki? Her kes için aynı mıdır? Okurken bunu düşünüyorsunuz. Hakikaten de tüm düşmanlıkların bittiği, huzurun sağlandığı bir dünya ola bilir mi? Bence bu mümkün olamaz, hatta eskisinden daha beter , yaşanılmaz bir yer olur dünya. Çünkü her ihtimalde insan var ortada.
Tabi ki düzenin değişmeye doğru gittiği bir zamanda, hiç kimsenin zarar görmeyeceği bir zamanda daha kötü şeyler de var. Ötenazi kurumları mevcut artık ve kendi hayatına son vermek isteyenler, yaşamlarından sıkılanlar hiç acı çekmeden öle bilirler. Ama o aşamaya gelene kadar çektikleri acı yetmez mi zaten? Tüm hayatı boyu kendi inancını sorgulayan ve neye inanacağını bilmeyen insandan daha kötü ne ola bilir ki? Ölüm anına yakın olan birinin yazdıklarında görüyoruz bunu. Kaç yıllık hayatını neye inanarak ve ya inanmayarak yaşadığını kendisi de bilmiyor ve bu bilinmezliğe son vermek oluyor tek çare onun için. Halbuki düne kadar Felsenburgh’un rehberliğini destekleyen ve diğer inançlara sadece bir cahillik olarak bakan biri bu kişi.
İnançlarını devam ettirerek yaşamak isteyenler de değişiyor tabi ki. Kitabın esas karakterlerinden biri olan rahip kendi mesleğinde oldukça başarılı. Ama kaç yıllık din adamı olmasına rağmen yaşadığı olaylar karşısında şaşkına düşüyor ve bir insanın gerçekten de "tanrı" ola bileceğine inanıyor kısa zamanda da olsa. Yazarın asıl görmemizi istediği de bu. Neye ne kadar inanıyoruz? Şartlar altında inançlarımız değişe bilir mi?
Bununla beraber sürekli bir barış yaratmak söz konusu. Hem kendi zamanlarında hem de gelecek neslin insanları için. Ama bu barış için kim ne yapıyor? Önemli olan bu. Ve nasıl sağlanacak bu barış?
Ve kitaptaki en esas fikirlerden biri bence yönetmek, dünyadan önce insanı, insanları yönetmek. Bir çok insan her zaman başkasının peşinden gitmeye meyillidir, çünkü kendi yolu yoktur ve neyi nasıl yapması gerektiğini bilmez. Yalnız emirler altında inancı yerine gelir. Kendine olan eminliğini de kazanır bu yolla. Gittiği yolun doğru olduğuna da ikna olmuştur..
Yazarın anlatım tarzını çok beğendim ve kitap oldukça akıcı. Basit gibi görünse de insanı çok yerlerde düşündüren bir kitap bence. Tarz olarak sevenler okumalı.
Keyifli okumalar...