Puan vermedi·331 syf.····Okunma: 07 Mayıs 2020 10:07 Bazı kitapların son cümlesine gelip kapağını usulca kapattığınızda kitabın ilk kelimesini okuduğunuzdaki kişi olarak kalamazsınız. Körlük de bu kitaplar arasındaki yerini almıştır görüşündeyim.
Kitap hakkında Kırmızı Kedi Yayınları tarafından bir ön söz hazırlanmamış, belki de kitabın Nobel Ödülü’nün anahtarı olması yayınevini böyle bir esnekliğe itmiş ancak bunu önemli bir eksik olarak belirtmekte fayda var. Yazarın ve çevirmenin biyografilerinin yer aldığı sayfadan sonra “Bu kitapta, yazarın kendine özgü yazım şekline sadık kalınmıştır.” şeklinde bir ifade ile karşı karşıya geliyorsunuz. Bu ifade önemli çünkü kitap boyunca noktalama işaretleri ve yazım kuralları konusunda pek alışık olduğumuz düzen yok. Yazar gerçekten kendine özgü yazıma sahip.
Yazar, olası bir körlük salgınında insan olma refleksinin ne kadar sürdürülebileceğini ve herkesin kör olduğu bir dünyada insanlığı nelerin bekleyebileceğini anlatmış. Kitabın bazı sayfalarında gözleriniz dehşeti, içiniz ürpertiyi tadarken bazı sayfalarda hala insan kalabilmenin sıcaklığını hissedebilirsiniz. Bu kitap boyunca bir gel git olarak sürüyor. Bir hissi anlatabilmek, bunu okuyucuya bütün çıplaklığıyla sunabilmek belki de yazarlık ilminin en zor kısmıdır. Jose SARAMAGO bu ilmi çok iyi bildiğini “Körlük” kitabıyla bir nevi tescillemiştir. İnsan olarak yaşamaya çalışılan şu dünyada insanım diyen herkesin ruhuna bir çentik atacak bu kitabı okumak için her zaman doğru zamandır.
Kitaptan uyarlanmaya çalışılan bir de film mevcuttur, çalışılan diyorum çünkü film kitaba göre çok zayıf kalmakla beraber kitabın o tadını da süpüren bir enerjisi var-Tabi bu öznel bir yorumdur-.