Puan vermedi·238 syf.··Beğendi
· İhsan Oktay Anar benim çok sevdiğim aynı zamanda acayip ilginç bulduğum bir yazar. Özellikle tarih yazıcılığını efsunlu bir dünya ile birleştirip okuyucuya aktarması ona olan hayranlığımın daha da artmasına sebep oluyor. •
•
“İstediği şey, eski güzel, rahat, endişesiz ve tekdüze günlere dönmekti. İnsanların dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı susuzluğu açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor bu yüzden daha rahat döşeklere daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki kendilerine altın ve gümüşten zevk ve sefadan lezzet ve şehvetten bir alem kurup keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi dünyanın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kuran’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğunu bir örnekti ve onun ardında giden herkes dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk bu dünyanın şahidi olmaktı.” (S. 90-91, İletişim yayınları) •
•
Puslu Kıtalar Atlası şu satırlar için bile kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum.