·152 syf.····Okunma: 07 Mayıs 2020 15:36 Edebiyatımızın en kırgın kız çocuğu olarak nitelendiriyorum ben onu.
Gerek yazdığı süreçte "satırlar arasındayım duyun beni." havası gerekse "bırakın da burada kalayım." ikilemleri içinde bir yazınsal hayatı olmuş gibi dursa da gerçeklerin ne yazık ki böyle olmadığını hiç yoktan yazdıklarının tüm toplamının ölümüne karar verme aşaması olduğunu ve bunların da veda niteliği taşıdığını anladım,onu tanımaya başladığım ve bu kitabı da okumayı tamamladığımda.
Bu dünyada kendisine bir iskembe bulamamış da ayakta kalmış bir kadından bahsediyorum.
Ona yakıştıramadığım bir sekilde ama kendisinin de bunun nasıl olacağını aslında biraz ima eder şekilde ayrılışı kuşları neden bu kadar önemsediğini gösteriyor ki bundan ötürü de:"Benden sonra kuşlara iyi bakın." demiş olabilir. çünkü kendisi de tıpkı onlar gibi kendini boşluğa bırakmış ama kanatları tarafından taşınamamıştır(Şahsi fikrim).Kim bilir ne yükü vardı diye sorduğum çok olmuştu okurken eminim siz de böyle soracaksiniz fakat her ne yükse, beşeri olan boyutta bunun altından kalkmadığını anlayabilmiştim.
Ona gore sanat "ölmekti" ve bunu da başardı. Kim bilir belki tüm sorularina yanıt bulmuş, kendinden önce giden sürekli andığı Sylvia'ya da arkadaş olabilmiştir.
Kitap içeriğine gelecek olursak;
sayfalar iki bölümden oluşuyor bir tarafında orijinal kendi yazdığı sayfaların baskısı diger tarafta ise editör tarafından düzenlenmiş biçimleri ile tertemiz bir okuma şansı tanıyor.
Konu tamamen içsel bir döküntü olarak kendini gösteriyor yani bir olay örgüsü ya da bir kurmacalık yok genellikle yazılanlar bir karalama defterinı andırıyor ki zaten öyle de sayılabilir çünkü üzerini çizildiği yerler de ayni o sekilde verilmiş. Bir siir kitabı olarak da okumak anlamsız bu yüzden okurken " eee burada şimdi ne demek istemiş ki simdi?" diyebilirdiniz tanışıklık yoksa bu yüzden önce hayatını ve bakış acısını daha sonra bu kitabi okumanızı naçizane tavsiye ederim.