Kutlu fetih gerçekleşmiş, Konstantinapolis İstanbul'a dönüşmeye başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet Han tarihiyle, coğrafi konumuyla yüksek bir değere sahip olan ve fethi yüzyıllar önce müjdelenen bu güzide şehri imar yönünden geliştirirken aynı zamanda ilmî yönden de zenginleşmesine büyük önem vermiştir. Şehrin kapılarını âlim ve sanatkarlara sonuna kadar açmış, ilim ve sanat çalışmaları hususunda her türlü imkanı sunacağını beyan etmiştir.
Ali Kuşçu, Molla Hüsrev, Sinan Paşa(Hoca Paşa), Molla Lütfi ve daha pek çok ulemâ bu dönemde şehri ve İmparatorluğu ilmî yönden ihya etmek için çabalamışlar. Böylelikle Osmanlı'yı ilimde ve sanatta zirveye taşıyacak bir sonraki kuşağın tohumları kök salmaya başlamıştır.
Kitap işte böyle bir dönemde Osmanlı ulemâsının arasında meydana gelen bir fitneyi konu ediniyor. Fitne ateşini sinsice körükleyen bir kafir, ilmiye ricâlinin arasına sızmış, akla hayale gelmeyecek kötülüklerle, fikri ayrılıkları olan ûlemayı birbirine düşürmüştür. Bu tertibi planlayan Ornio'nun amacı Osmanlı Devlet düzeninde bir delik açıp gemiyi batırmak, Batı'nın "Büyük Kartal" diye andığı Fatih Sultan Mehmet'i öldürmektir. Ve tüm bunları yapabilmek için hitabı tesirli, kimseden çekinmeyen, alaycı ve çok bilmiş mizacıyla ulemâ meclisinin en keskin âlimlerinden Molla Lütfi'yi kendine hedef seçer.