Başlarda bir kitap okumaya başladığımı sanmıştım. Satırları okumamla birlikte yazılanların özelde bana genelde ise insanlığa hitaben yazılmış mektuplar olduğunu anladım. İçeriklerini, geçmişte yaşayıp dünyada iz bırakan yazar, şair, düşünür ve filozoflardan da konular nispetinde alıntılar yaparak güzel bir bakışla harmanlamış yazarımız Ali Ural.
Şimdi üzerime sağnak sağnak yağan, zihnimi ve kalbimi ıslatan mektuplara cevaben:
Sevgili Dost,
Altmışbir mektubuna karşılık yalnız bir mektup yazıyorum sana. Bu orantısızlığı üzerine alınma sakın zira mektuplarına tek tek cevap yazacak kadar dolu değil sözcük heybem. Ama bilki yazdıkların gönlümde yer etti. Sevgili dost, bir mektubunda bana "Merhameti gördünmü" diye sordun, demek yirmi yıl öncede kayıptı ve sen onu arıyordun. Sevgili dost, merhameti ben de arıyorum fakat o daha da kaçar oldu insanlardan. Bazen ona hak vermiyor da değilim, insanlığın geldiği şu nokta da. Mektubunun devamında "Bari hayatta olup olmadığını haber ver" dedin, evet o hayatta ölmedi merhamet biliyorum, minik kalplerin içinde o varlığını seziyorum, lakin minik kalpler büyürken merhamet küçülüyor! İşte tam o anlar da kayıplara karışıyor merhamet.
Sevgili Dost, yarattığı her bir varlığa, çok çok merhamet eden Rahman ve Rahim olan Allah'a c.c. dua edip merhameti aramaya devam edeceğiz. Selametle.. Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural