7/10
·155 syf.··
2020 25. kitabı
Ne zaman ki okuduğum bir kitapta ters giden bir şeyler olduğunu hissetsem, durup kendime birkaç soru sormadan geçemiyorum: Yazarın ve okurun yollarının kesiştiği ortak noktadan bazılarımızı koparıp alan sebep nedir tam olarak? Bir eseri yazan kişi, onu okuyacak olan kişileri ne kadar önemser ya da en basitinden hiç önemser mi? Okuduğumuz her kitabı beğenmezsek edebiyat perileri bizi yakalayıp sihirli değnekleriyle kurbağaya mı çevirir? “Ben bu kitap okudum ama beğenmedim” demek ve başka kitaplardaki olası ortak noktaların peşine düşmek midir tek çare ya da esas sorun? Hep söylerim, yine söyleyeceğim: edebî zevk son derece kişiseldir; kişiye özgüdür. Şimdi konunun odağındaki kitaba döneyim ve esas hikayeyi anlatayım size: Bir uzun öykü (novella) olan Kabuk Adam’ı bir çırpıda okudum (şu dönemde benim için önemli bir detay) ve aslında hemen söylemeliyim; bu kitabı merak ettiğim için okuyabildim. Ama okudukça neyi bu kadar merak ediyorum demekten de kendimi alamadım çünkü bu öykü ile roman arasında sıkışıp kalmış gibi olan kitapta adını tam olarak koyamadığım enteresan bir şeyler olduğunu düşünüyorum (eveeet, başlıyoruz). Anlatmak istedikleriyle ilgili büyük bir beklenti yaratmış yazar daha en baştan. Baştan sona okuduğunuzun yaratılmış bir metin olduğu algısının altını çiziyor. Üstelik kitabın başlangıcı çok etkileyiciydi; daha giriş cümlesinden sizi sarıp sarmalıyor. Beklenti ne kadar yüksek olursa hayal kırıklığı da o kadar sarsıcı olur. Hayatta da bu böyle, edebiyatta da. Sanki bir türlü söyleyeceklerini söyleyememiş hissi yarattı bende kitap ama aynı zamanda abartılı anlatımıyla yer yer beni hayal kırıklığına uğrattı. Bütün bunlara ek bir de kurguda mantık hataları var. Kitaba konu olan hikayedeki yarım kalmışlık, genel atmosferiyle okuyucuya yansıyor evet ama sanki hissiyat eksik kalmış. Temas ettiği çok ciddi temalar olmasına rağmen kitabın sabun köpüğünden hallice öyle bir atmosferi var ki o ciddiyet bile havaya karışıp bir yere varamadan yok oluyor. Öte yandan, bazı okkalı laflar da tam yerinde edilmiş gibi. Bu novellayı yazdığında yirmi yedi yaşında olan yazarın neden bir anda dikkat çektiğini anlamak hiç de zor değil; bazen kelimeleri kullanma şekliyle etki yaratmayı başarıyor. Yukarıda paylaştığım alıntıya gönlüm razı değil ama bahsettiğim bu anlatıma örnek olması için paylaştım. Romanın sonunun (söylemeyeceğim tabii ki) çok iğreti bağlandığını düşünüyorum ne yazık ki, sanki kopması an meselesi. Özetle, okudum okumasına ama kitap boyunca aradığım şeyi bulamadım. Belki siz bulursunuz. Okumayı düşünüyorsanız yine de okuyun ve fikrinizi benimle paylaşın. Okuduysanız da lütfen yorumumla ilgili fikrinizi söyleyin, belki şu adını koyamadığım durumu keşfetmeme yardımcı olursunuz; benimle aynı fikirde olmak zorunda da değilsiniz. Başa dönüp sorduğum sorulara cevap aramam gerekirse o sorulara verebileceğim genel cevaplarım var ama maalesef bu kitapla ilgili yok. İlginç olan şu ki o cevaplar kitaplarda çıktığım her yeni yolculukta farklı bir hale geliyor. Bir de size sormak isterim; siz ne dersiniz?
Edebiyat
Kabuk AdamAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 20185,1bin okunma
·
20 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aslı Erdoğan'ın hayatıyla ilgili bi kaç yazı okursanız kitap daha bi anlam kazanıyor tavsiye ederim. youtu.be/3ybe4U0Z5f0 hatta bu videoyu bi izleyin derim :) Kabuk adam beni en çok etkileyen kitaplardan biri olmuştur her zaman