ROMAN İNSANA DAİR OLMALIDIR
Peyami Safa’nın kaleminin mottosu olduğunu düşündüğüm bu sözüyle başlamak istiyorum zira Yalnızız tam da bu minvalde ortaya çıkardığı bir başyapıt.
Safa’ya göre edebiyat ve felsefe iç içe geçmiştir dolayısıyla felsefeden yoksun bir eser amacına hizmet etmiyor demektir.
“Edebi bir eseri izahlı veya izahsız, bir felsefe görüşü ihtiva eder”diyen Safa bu yönden çok fakir olduğunu düşündüğü Türk edebiyatının gerçek fikir romanlarına ihtiyacı olduğunu düşünür. Ben Yalnızız’ın Türk edebiyatını bu fakirlikten tek başına kurtarabilecek zenginlikte bir eser olduğunu düşünüyorum.
Bir eserde felsefi alt yapının bulunması dışında insanlığa faydalı bir tarafının da olması gerektiğini düşünen Safa tam da bu doğrultuda bir karakter yaratmış. Hiç şüphesiz Yalnızız Samim’in fikir dünyası üzerine inşa edilmiş. Safa Samim ağzından konuşarak okuru felsefi bir dünyanın fikir muhasebesine çekiyor. Asıl amacı Samimde temsil edilen ideal insan tipinin okurda ilgi uyandırması hatta daha da öteye giderek okur tarafından benimsenmesi. Safa ideal insan tipini yaratmakla kalmayıp eserin dayandığı temel düşünce olan “dip zıtlık” prensibine uygun olarak hem roman kişileriyle hem de kavramlarla ideal olanın karşıtına da yer vermiş. Birbirine bu kadar zıt olan karakterlerin derinliklerine inmesi ve ruh çözümlemeleri ruh bilimcilere taş çıkarır nitelikte olmuş. Karakterler arasındaki geçişlerde insanda Dostoyevski okuyormuş hissi uyandırıyor. Kitabı da sadece okuyucunun bildiği bir sırla bitiriyor. Yalnızız son derece tesirli biten ve insanın içini acıtan nadir kitaplardan.
Ben insana dair yazılmış bu kitabı okuyup kendinden bir şeyler bulamayan, etkilenmeyen kimsenin olmayacağını düşünüyor ve mutlaka tekrar tekrar okunması gerekenler listesine alıyorum.