Puslu Kıtalar Atlası, Arap İhsan Efendi’nin yanında köle alarak aldığı Alibaz ile yeğeni olan Uzun İhsan Efendi’yi ziyaretiyle başlamakta ve sizi romanın içinde bolca hikayeyle serüvenden serüvene götürmekte tarihin tozlu sayfalarında kah yeniçerilerin yanında kah lağımcılarla yerin altlarında kah karanlık izbe odalarda gezdirmektedir. Roman başlangıcından sonuna kadar heyecanı sizden eksik etmeden devam etmektedir. Bir çeşit uyku şurubu alıp istiareye yatan Uzun İhsan Efendi, gerçek hayatta dünyayı gezip atlas çizmeye cesareti olmadığından dolayı rüyasında gezip uyandığında atlas çizmeye çalışmaktadır. Arap İhsan Efendinin İstanbul’a bu sefer gelme nedeni ise kendisine kazık atmış olan Kubelik denen kişiyi bulmaktır. Arap İhsan Efendinin niyeti Kubelik'i öldürmek değil kendisinin hayatını kurtaran bir kitabın çevirisini yaptırmak istemesidir. Kubelik'i sonunda bulan Arap İhsan Efendi kitabı tercüme ettirir. Kubelik kitabı Arap İhsan Efendi’ye teslim etmesi için Uzun İhsan Efendiye verir. Bu kitap Rendekar’a ait Zagon üzerine öttürme; diye çevrilmiş kitaptır. Merak edip okumaya başlayan Uzun ihsan Efendi, Rendekar’ın kitabı sayesinde her bilgiden şüphe etmekte şüphe ettiğinden şüphe edememekte ve bundan da kendisinin var olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Bunlar üzerine kafa yoran Uzun İhsan Efendi düşünüyor olmasından dolayı kendi varlığını kabul etmektedir. Ama bu yolla kendisi dışında başka hiç bir şeyin varlığını ispatlayamamaktadır. Bunu çözmek için istiareye yatar. Rüyasında gördüğü aynada kendi yansıması yerine oğlunu görür ve düş gördüğü için kendi varlığına inanır. Fakat; kafasında kim olduğuna dair bir soru kalır. Uyandığında uykusunun bir uyanış ve düşlerinde gerçeğin ta kendisi olduğunu düşünmeye başlar. Eğer bu doğruysa şimdi gördüğü her şey bir düştür.
Bakmayın siz Uzun İhsan Efendi’nin bu çıkarımları ve iç dünyasındaki felsefi boyuta Bünyamin romanda sizi bu felsefeden uzaklaştırıp Babasının çizdiği hayatı ile sizi bambaşka serüvenlere götürecek. Ahalinin Bünyamin’i ölü sanıp toprağa gömmesinden, mezardan çıkıp evine gidişine sonrada lağımcı oluşu romanı daha bir başka havaya sokmaktadır. Bünyamin’in babası tarafından kendine teslim edilen kitabı da ayrı bir konu Alibaz girer sonra romana namı değer Efrasiyab onun maceraları da bir hayli kabarık durur romanda müşteri isimli maymunu da unutmamak gerekir.
Bünyamin’in lağımcı olduktan sonra düşman kalesinde tutsak edilen Zülfüyar isimli bir casusu kurtarma görevi ile olaylar daha da bir heyecanlanır. Padişah fermanına göre Bünyamin’in görevi bir lağım çukuru kazarak kaleye ulaşmak ve casusu kurtarmaktır. Casusu kurtarıp kaçarken saldırıya uğramaları sonucu Zülfiyar’ın ona verdiği kara para sonraki olayların konusu. Bu parayı babasının verdiği atlasın içine koyan Bünyamin, girdiği ikili mücadele sonucu yüzüne yapışan zırh yüzünden tanınmaz hale gelir. Sonradan Zülfiyar ve adamları tarafından kurtarılan Bünyamin, artık herkesin peşine düştüğü kişi haline gelmiştir. Fakat, tanınmaz halde olduğu için üzerine hiç şüphe çekmez. Bir yolunu bulup Konstantiniye’ye dönen Bünyamin babasının parayı arayan tarafından işkence görmüş olduğunu öğrenir ne yapacağını bilemez şekilde kendisini yönlendirmek için babasının kitabında rasgele bir sayfa açar. Gözüne ilk çarpan cümle dilencilerin arasına girip kaderini beklemeye başlaması gerektiği bilgisidir. Bünyamin babasını bulmak için dilenciler loncasına girip dilenmek istediğini, oranın kethüdası olan Hınzıryedi isimli birisine söyler ve böylece işe başlar. Uzun İhsan Efendide iki aydır bu loncada bulunmaktadır. Hınzıryedinin görevi Uzun İhsan Efendi’ye göz kulak olup Bünyamin'in Uzun İhsan Efendi’ye yaklaşınca yakalamaktır. Ancak Bünyamin'in suratı tanınmaz bir halde olduğu için Uzun İhsan Efendi’ye yaklaşsa da tanınmayacaktır. Uzun İhsan Efendi ise kendisine yapılan işkenceler yüzünden iyice kendi alemine dalmış durumdadır hem sağır hem de kör olan Uzun İhsan devamlı olarak gerçekliği sorgulamaktadır. Sonunda yanına gelen oğlunu ise kendisinin hayal ettiğini düşünmüş ve oğluna kendisini bir rıhtımda fıçıya koydurmuştur. Bünyamin babasının sözüne uyduğu için oldukça üzülmüştür. Olaylar yazarın anlatımı ve konunun akıcılığı ile sizi o kadar çok içine çeker ki çok zaman orda aynı havayı teneffüs ettiğinizi sanabilirsiniz. Sonra Ebrehe ile Bünyamin arasında geçenler konunun hiç bozulmadan daha bir hevesle okunmasını sağlar. Ebrehe, Bünyamin’e sırlarını söyler ve kara paranın ne olduğunu…sonrası kitabın sonu: Bu kadar heyecanın ardından roman Bünyamin koynundaki babasının emaneti olan kitabı eline alıp ismini doğru okumasıdır. Puslu Kıtalar Atlası içindek babasının oğluna yazdığı not ise her şeyin cevabıdır.Kitap, Uzun İhsan Efendi’nin düşlerinden ibarettir.
#KitapŞuuru