İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed, neredeyse şehre
girer girmez kişiliğinden kaynaklanan hâlini gayr-ı ihtiyarî ortaya koymuştu. Karşılaştığı şehrin üzerinde yarattığı derin etkiyle,
hemen emir verip tarih bilen Rum ve Frenk rahiplerini çağırtarak, şehrin kimler tarafından ne zaman inşa edildiğini ve kimlerin hükümdarlık yaptığını öğrenmek istemiştir. Huzuruna gelen
âlimler kendi bilgileri ve ellerindeki kitaplara dayanarak Sultan’a
geniş bilgi vermiş; onun merakını gidermişlerdir. O, yine bu süreçte Ayasofya’da bulunan kitapları da Türkçe’ye çevirtmiştir.
Bütün bunlarla beraber Ortaçağ sonlarında, Antik dönem felsefeleri ile yoğun olarak ilgilenmiş bir Sultan’ın merak ettiği ve
izini sürdüğü şey neydi?