Gabriel Garcia Marquez ustalığı ve farklı kurgusu sayesinde, olaydan seneler sonra cinayeti soruşturan bir dedektif gibi görgü tanıklarının ifadelerine yer vererek hikâyeyi çok daha etkili bir şekilde anlatıyor.
Kitabın ilk cümleleri ile Santiago Nasar' ın öleceğini bilsek de merak duygusu sürekli canlı kalıyor ve okuma zevkinden herhangi birşey kaybetmiyoruz.
Namus töresi, toplum psikolojisi gibi konulara değinen hikâyenin trajik bir gerçek olması da duygusunu daha da arttırıyor.
Katiller, Nasar' ı öldüreceklerini defalarca söyleseler de aslında cinayeti işlemeden durdurulmak istiyorlar fakat kasaba halkından kimse onlara inanmıyor.
Nasar' ın trajik sonu, kader mi? Şanssızlık mı? Yoksa duyarsız toplum mu? Belkide hepsi...
Akıllarda acaba sorusu bırakan, keyifle okunabilecek bir kitap.