·172 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2020 15:29 Hüseyin Rahmi ile tanışma kitabım Mürebbiye oldu. Eserde kendi ülkesinde küçük yaştan beri hayat kadını olarak çalışan Fransız bir kadının, İstanbul'da soylu bir aileye kendisini temiz, namuslu bir mürebbiye olarak tanıtıp burada yaşamaya ve çalışmaya başlamasını, bu süreç içinde de kaldığı konaktaki erkekleri nasıl baştan çıkardığını anlatıyor.
Rahmi Bey, Servet-i fünun döneminde yaşamış fakat bu dönem bağımsız kalmış bir yazar. Kendisi edebiyatımızdaki natüralizmin başarılı bir temsilcisi ve eserlerini Ahmet Mithat roman geleneğiyle yazmış. Bu roman tekniğini benimsediği için, Mürebbiye romanında da sıklıkla gördüğümüz bazı teknik özellikler mevcut. Yazar, eserleriyle toplumu bilinçlendirmeyi, çeşitli konularda bilgi vermeyi amaçladığı için kurguda yer yer farklı bilimlerdeki (örneğin botanik) çeşitli bilgilere yer vermiş.
Bu sizi rahatsız edebilir belki, çünkü kurgunun ortasında birden bire bilmem ne familyasındaki bir bitkinin başka bir bitkiyle arasındaki akrabalığı okumaya başlıyorsunuz. Fakat bunun bir teknik olduğunu unutmadan ve Ahmet Mithat romancılığının bir örneğini incelediğinizi düşünerek okursanız o kadar da gözünüze batmayacaktır. Yazar, toplumu bilgilendirme konusunda mizahı ise bir araç olarak kullanmış. Okurken epey güldüğüm diyalog oldu, keyifli bir okuma sağladı diyebilirim :)
Dili basitti, konuşmalar gündelikti. Fakat bunun yanında yanlış batılılılaşma da bir yandan işlendiğinden, çok fazla Fransızca kelime ve terim vardı. Merak etmeyin, bu baskısı dipnotlarla zenginleştirildiği için hepsinin anlamı mevcuttu.
Kurgu basitti ama gerçekten aktı gitti.
Karakterler arasındaki konuşmalar, yanlış anlaşılmalar bana çok keyif verdi. Sonunu tahmin ettim ama yine de şok oldum, üzülsem mi gülsem mi ikilemde kaldıktan sonra bastım kahkahayı :)