"Biliyor musun, yaşadıklarımız bana gerçek değilmiş gibi geliyor, dedi bir ara.
Bana da, diye mırıldandı Ziya."
Rüya ile gerçek arasında bir yaşam aslında hayatımız. Neyin rüya neyin gerçek olduğunu bilmediğimiz, bazen kafamızı karıştıran, bazen delirmeye neden olan bir hayat.
Hasan Ali, dili büyüleyici kullanan ve oldukça donanımlı bir yazar. Öyle ki, okurken bir hayal alemine dalıyorum sanki ve kitap bitene kadar çıkamıyorum oradan. Bedenim burada ama ruhum kitabın içinde. Onu okuduktan sonra elime başka bir kitap almak dahi istemiyorum. Sadece onu okumak ve okuduğum kitabının hiç bitmemesinin istiyorum. Bu yüzdendir ki kendime hakim olup birden bire okumuyorum kitaplarını. Sindire sindire, hazmederek.. yoksa deliririm çünkü.
Heba da Gölgesizler gibi neyin gerçek neyin hayal olduğunu bilmediğimiz bir kitap. Kitabın sayfaları arasında sıkışıp kaldığımız, karakterlerle ağlayıp güldüğümüz, kuş ötse duyacağımız, yağmur yağsa kokusunu bile hissedebileceğimiz öyle harika bir eser. Ayrıca yine Hasan Ali'nin şu kuş ve kar takıntısını anlayamadığım bir kitaptı. Biri bunun sebebinin biliyorsa beni aydınlatırsanız sevinirim :)
Konumuza gelecek olursak, en başta ana karakterimiz Ziya'nın ruhsal bunalımlarını okuyacakmışız hissi verse de değil aslında. Ziya'nın rüya ile gerçek arasında sıkışıp kalmışlığı, gerçek mi değil mi bilemediğim o zorlu yaşam savaşı, askerliğinin korkunç anıları ve en sonunda ise kendiyle karşılaşması ya da kendini bulması diye özetleyebilirim. İnsanların bazen ne kadar acımasız ve kindar olduklarını, yaşadığımız bu hayatı aslında çok önemsemeden, bir şeyleri çok düşünmemeye çalışarak yaşamamız gerektiğini bir kez daha farkına vardım. Bu gelip geçici, rüya mı gerçek mi olduğunu bilmediğimiz yaşamımız bir gün bitecek ve biz bir gün kendimizle baş başa kalacağız. Ziya gibi.
Bu tarz kitaplarda konuyu anlatmakta güçlük çekiyorum aslında çünkü bu tür kitaplar yorumlarla anlatılamıyor. Sizin okuyup içselleştirip yaşamanız gerekiyor kitabı. Heba da bu tarz bir kitap işte. Kesinlikle herkesin okumasını düşündüğüm, Gölgesizler tadında harika bir Hasan Ali klasiği. Hepiniz kitaplığında bulunmalı. Umarım okuduğunuzda seversiniz, hoşça kalın :)