Devlet Ana'nın Yalnızlığı
Puan vermedi·656 syf.··
2020 279. kitabı
Kemal Tahir'in Devlet Ana'sı elbette Batılı roman türünün birinci sınıf bir örneği ya da Türk edebiyatında bu türün zirve eseri falan değil. Yine de onu bu türde ve Türk roman geleneği içinde biricik kılan, kendine özgü bir roman zirvesine taşıyan bazı özellikleri var ve bu özellikler, bilhassa roman yazarları ve edebiyat teorisiyle ilgilenen uzmanlar açısından üzerinde mutlaka durulacak değerde görünüyor (bana). Devlet Ana özgünlüğünün bir gerekçesi, Doğu'nun roman öncesi geleneksel anlatı formlarıyla Batılı roman türünü sentezlemeye yönelik bilinçli yazar tercihi. Eserin başından sonuna kadar halk hikâyesi, meddah hikâyesi, gazavatname türlerini ve Dede Korkut hikâyelerini yeniden üretmeyi amaçlayan bir anlatım tercih edilmiş. Bu tercih doğrultusunda eser boyunca anlatımı üstlenen ilahi anlatıcının yanı sıra, bölümden bölüme değişerek sözü devralan kahraman anlatıcılar da kullanılmış, anlatımı dönemin konuşma dili sayılabilecek özgün bir Türkçeyle sürdüren bu anlatıcılar sayesinde Devlet Ana'ya özgü bir üslubun gelişmesi sağlanmış. Romanın değişken anlatıcıları, özellikle meddah hikâyelerinin tiyatral unsurları her zaman kullanan şifahi anlatım üslubuyla konuşturulmuş. Diyaloglar, ancak dramatizasyonla (doğru) anlaşılacak bir konuşma üslubunun billurlaşmasını sağlamış. Kemal Tahir, geleneksel türleri yeniden üretme hassasiyetini, ahi fütüvvetnâmeleri ile Yunus Emre ilahilerini serbest bir alıntılama ile romana serpiştirerek, yer yer bahnâme pastişi sayılabilecek tasvir ve diyaloglara yer vererek, kahramanların konuşmaları içinde atasözü ve deyimleri art arda sıralayarak Devlet Ana'yı zengin bir metinler mozayiğine dönüştürmüş. Kemal Tahir'in Devlet Ana'nın bu özellikleriyle ulaşmaya çalıştığı "Doğu romanı", özellikle romancılar tarafından önemsenmiş olsaydı, bugün belki de kendi geleneksel formlarıyla var olan bir Doğu romanından söz edebilirdik. Maalesef Devlet Ana'nın açmaya çalıştığı bu patika, roman geleneğimizde devamlı yürünen bir yola dönüşmemiştir. Eserin özgün kimliğini sağlayan ikinci özellik, toplumcu gerçekçi akımın önemli bir usta yazarı olmasına rağmen Kemal Tahir'in Osmanlı tarihine yoğunlaşmış olmasında yatıyor. Kolaya kaçıp Osman Bey gibi bir kahramanı merkeze almak varken, kahraman yerine sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkileri ile "dönemi" merkeze alan Kemal Tahir, dönemin panoramasını sunarken Doğu ve Batı toplumlarının farklı tarihsel tecrübeleri nedeniyle farklı çözümlere ihtiyaç duyacağı kabulünden hareket ediyor. Bu panoramada Bizans'ın bile "karanlık dünya" nitelemesiyle betimlenen Batı'ya değil de Osmanlı'ya (Doğu/Asya) daha yakın koşullar içinde sunulması dikkate değer. Yazar böylece Devlet Ana'nın on binlerce sayfalık araştırma sonucunda kurulmuş itibari âleminde, birçok yazısında değindiği "Asya tipi üretim modeli" ne uygun bir evren kurguluyor. Kemal Tahir'in Devlet Ana ile somutlaştırdığı bu teorik inşa çabası; İdris Küçükömer, Hikmet Kıvılcımlı ve hatta Cemil Meriç'in geliştirmeye çalıştıkları "Anadolu Sosyalizmi"ne paha biçilemez bir katkı olarak değerlendirilebilir. Ne var ki Batı'nın özgün koşullarında gelişen Sosyalist teoriye taassupla bağlanan Anadolu'daki sol çevreler, bu katkıdan faydalanmak yerine Kemal Tahir'i yok sayma tutumunu tercih etmişlerdir. Sosyalizm, belki de bu yüzden, Anadolu'da hiçbir zaman kitlesel destek bulamamış, dar klikler arasında fraksiyonlara bölünerek bir çeşit bitkisel hayata mahkûmiyeti kader hâline getirmiştir. Bugün Devlet Ana, özgün üslubu ve büyük iddiası ile her okurun zihninde yeniden üretilirken Anadolu Sosyalizmi'ni inşa etmek yerine bitkisel hayatı tercih eden Türkiye solu, hâlâ fişinin çekilmesini bekliyor.
Edebiyat
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.