·205 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2020 15:51 "İstanbul'da Kayıp Zamanlar" Türkiye İş Bankası Yayınları Anı Dizisi kapsamında basılmış bir anı kitabı. 1924 İstanbul doğumlu, Dame de Sion mezunu, akabinde uzun yıllar aynı lisede İngilizce ve Fransız edebiyatı öğretmenliği yapan Liji Pulcu Çizmeciyan'ın Dame de Sion yılları ve 1930-1960lar dönemi İstanbul'una ilişkin anıları bu kitapta bir araya getirilmiş.
Kitap anı notları şeklinde ilerliyor; basit ve anlaşılır bir dili var. Liji Pulcu kendi fikirlerini, düşüncelerini neredeyse hiç katmadan, bir nevi ansiklopedik bilgi formatında, sadece hatırladıklarını listeliyor bu kitapta. Belli ki oldukça derin ve etkileyici bir hafızası var; zira bana sorsanız oturduğum sokakta 5 yıl önce hangi dükkanlar vardı, neler açıldı, kapandı diye tutulur kalırım; çoğunu hatırlamam. Liji Pulcu ise o etkileyici hafızası sayesinde kişi isimlerinden günlük yaşantıya, açılıp kapanan dükkanlardan o dönemin günlük yaşantısına birçok anısını detayıyla hatırlamış ve dökümante etmiş.
Kitabın ilk yarısı Liji Hanım'ın çocukluk ve ilk gençlik yıllarına ve Dame de Sion'daki anılarına ilişkin. İkinci kısımda ise İstanbul'un o dönemki günlük yaşantısı ve özellikle yaşadığı Osmanbey-Şişli-Nişantaşı-Taksim bölgesi hakkında bilgiler var.
Kitabı puanlarken ikilemde kaldım; belki de doğrusu puan vermemekti. Zira kitabı alırken farklı bir hisse kapılmış, isminden dolayı beklentimi biraz yüksek tutmuşum. "Kayıp Zamanlar" gibi Proust'u hatırlatan iddialı bir başlığı görünce, yazar da Ermeni kökenli olunca, dönemin yaşantısı ile birlikte savaş ve Varlık Vergisi dönemini bir canlı şahitten dinlemekti beklentim. Halbuki Liji Hanım bu tarz konulara hiç mi hiç değinmemiş; çekinmiş mi, yoksa anılarında önemli bir yer etmemiş mi anlamadım. Sayfalar boyu Dame de Sion'daki derslerini, hocalarını ve arkadaşlarını anlatmış. Dame de Sion ve benzeri, ortak bir kültürü ve tarihi olan okullardan mezun olanların okullarını yere göğe sığdıramadıklarını ve bu okuldaşlıklarını sonrasında da gururlanarak -ve havalı- sürdürdüklerini bilirim; saygı da duyuyorum, sonuçta iyi bir eğitim almış ve yılları bir arada geçmiş gruplar bunlar. Ancak beraberinde üstü kapalı gelen ve o dile sinen sınıf ayrımı beni çok rahatsız ediyor. "...'yı da Dame de Sion'da okuttum.", "...'ların kızı da Dame de Sion'dan arkadaşımdı.", "biz Dame de Sion'lular" şeklinde ilerleyen, çok uzun bir bölüm var örneğin, bence sadece Dame de Sion'lular için cazip ve onların iç yayını olarak kalsa daha iyiymiş. Bu kısmı okurken sabrım zorlanmadı desem yalan olur.
Romanın ikinci kısmı, yani İstanbul'a ilişkin anıları ise dökümanter tadında ve benim için çok daha ilgi çekiciydi. Her yanından şifalı sular fışkıran, yemyeşil korularla kaplı, balık dolu boğaz kıyılarını, şimdi bambaşka bir kimliğe bürünen İstiklal Caddesi-Taksim bölgesi günlük hayatını okurken hüzünlendim. Şu korona günleri bitince bir gün elime kitabı alıp bahsettiği mekanları yerinde görmek ve hangi değerleri kaybettiğimizi anlayabilmek için İstiklal Caddesi'ne gitmeye karar verdim.