·202 syf.····Okunma: 26 Mayıs 2020 05:57 2015'de Haluk Oral'ın sunduğu, Handan İnci'nin konuk olduğu Ayrıntı Sandığı programını izledikten sonra tanışmaya karar vermiştim Oğuz Atay ile.
Bir yazarı tanımak istiyorsam genelde eserlerini yazılış sırasına göre okurum. Oğuz Atay için de aynını yapmaya kalkıştım. Benim için başarısız bir girişim olmuştu. (Belki de zamanı gelmemişti henüz.)
Yaşamı boyunca anlaşılmak kaygısı gütmüş bir insanın kitaplarını salt okumak değil, onu tanımak ve anlamak istedim. Bu nedenle sırayı bozup öykülerinden başlama kararı aldım en sonunda. Oğuz Atay'ın nasıl yazdığını anlamaktan ziyade onu tanımak için güzel bir adım oldu bu. Öykülerinde, yazın sürecini de babasıyla olan ilişkisini de korkusunu da aşkını da görmek mümkün. Şimdi sırada günlükleri ve Oyunlarla Yaşayanlar'ı var. Sonrasında romanlarına geçebilirim artık.
Romanlarda sırayı bozmadan, önce Tutunamayanlar'ı ardından da Tehlikeli Oyunlar'ı okumayı düşünüyorum. Uzun ama güzel bir okuma olacak gibi. :)
Not: Korkuyu Beklerken kitabının ardından Hilmi Tezgör'ün derlediği, yine İletişim Yayınlarından çıkan "Korkuyu Beklerken Gelenler ve Oğuz Atay'ın Öyküleri Üzerine Yazılar" kitabını okumayı düşünüyorum. Faydalı olursa yine burada paylaşırım.