Puan vermedi·250 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mayıs 2020 15:09 .yakın tarihte, yani 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana dahil olduğumuz
düzenli-düzensiz savaşlar üzerine Türkiye’de binlerce kitap-ma-
kale yazılmıştır. Yüzbinlerce nutuk atılmış, tören düzenlenmiş,
haber yapılmıştır. Peki bunlardan yüzde kaçı bu önemli hadiselere katı-
lan askerlerin tanıklığına, anılarına, bilgilerine yer vermiştir? Yüzde falan
değil, ancak binde biri!
Önce şunu baştan (tekrar) söyleyelim: Türk devleti de Türk milleti
de vefasızdır.
Olsun. Zaten bu askerler bu savaşlara, bu mücadelelere böyle bir ha-
tırlanma, anılma beklentisiyle girmemiştir. Arkadaki çoluk-çocuk ya-
şasın, toprak düşmana geçmesin, görevimizi yapalım; kısaca “vatan sa-
ğolsun” demişlerdir. Bu yüksek ruh hâlini takdir eden, onların anılarını
yaşatan ve yeni nesillere aktarabilen ilk elden kaynaklar, eserler, kayıtlar,
fotoğraflar, çalışmalar utanç verici seviyede azdır, nadirdir. Basit bir ör-
nek: Çanakkale Harbi’ne katılan gazilerin tanıklığına yer veren kitap sa-
yısı 1’dir! (Yaşayan Çanakkaleli Muharipler - Cahit Önder).
İstiklal Savaşı’nda, Kore’de, Kıbrıs’ta savaşan ve Güneydoğu’daki gay-
rinizami harbe iştirak eden gazilerin tanıklığına dayalı çalışmalar iki elin
parmaklarını geçmez. Onların görüşlerini, düşüncelerini, duygularını, sa-
vaştan sağ çıktıktan sonraki hayatlarını bilmeyiz; bunlarla ilgilenmeyiz.
“Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” lafı bile, içinde bulunduğumuz bu
rezil-kepaze durumu tarif etmekten uzaktır. Zira ölen öldüğüyle kalmış,
unutulmuş, genel laflarla anonimleştirilmiştir. Hani bazı kendini bilmez-
ler “şehit edebiyatı” diyorlar ya, aslında o dahi yoktur; saçma sapan dizi-
lere-filmlere malzeme edilen, üzerinde asgari düzeyde bile çalışılmamış
berbat ve zehirli ürünler vardır.
“Kalan sağlar” da bizim değildir. Şehitler düşman kurşunuyla düş-
müş, gaziler kendi vatanının insanları tarafından yaşarken unutulmuş,
yani bir anlamda öldürülmüştür.
Asker, görev insanıdır. Her dönemde siyasi otoritenin siyasi tercihle-
ri tabii olacaktır. Ancak ister zaferle ister hezimetle sonuçlansın, bu sıcak
çatışmalara giren insanları unutmamak, belgelemek ve şereflendirmek
milletin boynunun borcudur.
Çanakkale’de tarihlerinin en ağır yenilgilerinden birine uğrayan İngi-
lizler, Avustralyalılar, Fransızlar; bu yenilgiyi bir “anma zaferi” haline ge-
tirebilmişlerdir. Biz ise örneğin tam 69 yıl önce Kuzey Kore toprakların-
da kalan 175 şehidimizin kemiklerinin iadesi için 69 yıldır herhangi bir
girişimde bulunmamış durumdayız.
Bu sayımızda, Kıbrıs Harekatı’nda görev yapan kahraman askerleri-
mizden bir grubun 45 sene sonra yine aynı arazideki incelemelerine ta-
nıklık ettik. Yazarımız Serhan Güngör ile bu girişimi organize eden Yiğit
Şatana ve Hasan Taş’ı tebrik ediyoruz; ülkemizde de “anma kültürü”nün
gerçek anlamda tesis edilmesi yolunda önemli bir adım.
Şehitler ve gaziler, eğer unutulursa ölür. Ve onlar ölürse, devamlılık
ve devlet ve millet ve gelecek yoktur.