Meşrebim değilsin Dünya!
Arkası kara dumana tutulmuş uyduruk bir aynasın.
En son çocukluğumdan çıkarken bir taşa düşürmüştüm seni.
Kararmış bin parça yüzümden bir kez daha parçalanır şimdilerde suretin.
Yaşamakla, yürümekle gitmekle, çekişiyoruz ölümüne çekişiyoruz seninle.
Ayak topukları göğü, dizleri yere kırılmış günlerde çocuk büyütmek bizlik iş değil!
Boşluklara sataşan şu kalaycı gülümselerimden al ve git.
Ağzına kapanlar kurmuşsun üstelik görmemem.
Hiç sevişmeye de gelme benimle beceremem.
Hem bir kaptırırsam sana dudaklarımı kan kusacağız kan!
Kırılmış dalların çıkarıldığı sesten bir kere olsun çıkmamış kırklarımda.
Bir kere olsun da anlatamam.
Tüm uğraşı bir göğe kuş olmaya olan güvercinim ben.
Ağzımdan tutup sarkıtma suskunluklara beni ey Hayat!
Cinsiyetim kanadıkça ölmeyen dişi koyuluğundan bellidir.
Kanamalarım toplum nezlinde hep namahrem bir konu olarak kalacak!
-Davut Işık