Gönderi

Puan vermedi·304 syf.··
2020 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 00:00
Emrah Hocayı fazla meşhur olmadan Önce Kültür Tairihi Sohbetlerinde Sultanın Casusları kitabı hakkında yaptığı söyleşide tanıdım. Sultanın Casusları ve Sultanın Korsanları kitaplarını okudum. Özellikle Sultanın Korsanları kitabı tarih anlayışıma çok şey kattı. Bu son kitabı da güzel ama bir öncekinin yerini tutmaz. Ben herkes gibi fan pohpohlamasına girmeyeceğim. Tarihçi olmadığım için kitabın çoğuna iyi veya kötü diye eleştiri yapacak donamıma sahip değilim. Ama İlahiyat mezunu olmam ve usülü hadis dalında 10 yıla yakındır farklı akademisyenlerin eğitim programlarına katılmış biri olarak, İstanbul Hadisi üzerine yazdığı iki sayfa (204-206) üzerine edecek bir çift sözüm var. Hocanın en büyük hatası başta İsrafil Balcı gibi akademisyenliğin içini dolduramayan bir şahsa bel bağlamasıdır. Kendisi 31 mart tarihinde atıp sonra sildiği twitinde Eşari kabilesini öven hadisi Kelamcı Eşariyye ekolünün uydurduğunu iddia edecek kadar kaynak ve tarih yoksunu biridir. Oysa bu hadisi rivayet eden Buhari vefat ettiğinde Eşari ekolünün kurucusu doğmamıştı bile. Kitapta yazılana gelince... Hoca İstanbul'un fethi hadisinin muteber hadis kaynaklarında olmadığını aktarmış. Hadis ilminde bir kaynağın muteber olması için içinde ki hadislerin tamamının sahih olması gibi bir şart yoktur. Bir kaynağın muteber olması için uyduruk Hadislerin çok olmaması, daha da önemlisi hadislerin senedlerinin olmasıdır. Sened bu ilimde kalite göstergesi, kaale alınabilme alametidir. Alameti koymaktan kaçınmayan her kaynak göz önüne alınıp incelenmeye hak kazanmıştır. Gelelim bu hadis hangi kaynaklarda geçiyor. Bu rivayeti Ahmed b. Hanbel Müsned'inde (No: 18957) Buhari Tarihül Kebir'inde (2/81) Taberani Mu'cem'inde, Suyuti el-Camiüs-Sağir'inde rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i Kütübü Tis'anın sonucusudur. Yani en muteber 9. Kitaptır. Buhari ise en muteber hadis kitabı olan es-Sahihül Cami'i (Sahihi Buhari) telif eden Muhaddistir. Böyle bir şahsiyetin başka bir eseri Sahih ile aynı konumda olmasa da itibar dışı edibilecek bir eser değildir. Velhasılı kelam muteber bir kaynakta geçmediği ayakları yere basmayan bir iddiadır. Ama hadisçilerin metodolojisinde anlamayanların zannettiğinin aksine kaynağın muteber olması hadisin sahih olmasını gerektirmez. Buhari, Müslim, İbni Hibban ve İbni Huzeyme hariç muhaddislerin de böyle bir iddiası olmamıştır. Olsaydı Ebu Davud, Tirmizi, Beyhaki gibi muhaddisler rivayet ettikleri bazı hadislerin altına hadisin senet ve metin yönünde problemli buldukları yönlerini yazmazlardı. Gelelim hadisin kendisine. Burada aktarılanlar doğru ama eksik. Hadise zayıf diyen muhaddisler olduğu gibi, zayıf senedlerin birbirini güçlendirdiğini düşünüp hadisi hasen dercesine yükselten muhaddisler de vardır. Burada asıl can alıcı nokta, hocanın da dediği gibi hadisin ibaresinin muğlak oluşudur. Ve şahsen 30 küsur kıyametten önce mehdinin ordusunun İstanbul'u fethinden sahih-hasen hadis varken doğru olan bu hadisi de onlara göre anlamaktır. 30 kere İstanbulun Melhame-i Kübradan sonra fethedeceğini söyleyen peygamberin 1 tane manası muğlak hadisini alıp da kendi tarihine yamamak dini milliyetçiliğe alet etmenin ucuz bir yöntemi olmaktan öteye gidemez. Aynı bölümün sonunda hoca İsrafil Balcıya güvenmenin sonucu daha ağır bir hataya düşmüştür. Ve rivayeti tenkit etmek için bütün kıyamet alametlerinden bahseden rivayetleri toptan bir redde girişmiştir. Getirilen argümansa İsrafil Balcının akademisyen sıfatını hak etmediğini apaçık gösterecek cinstendir. Bu sav argüman olması için getirilen A'raf 187, Nazi'at 42-45, Ahzab 63, Taha 15 kıyamet alametlerinden veya gayptan değil, kıyametin ne zaman kopacağından bahsetmektedir. Sadece son argümanda yani Cin 26 da Allahın gaybı insanlara haber vermeyeceği belirtilmiştir ama bir sonra ki 27. Ayette açık bir şekilde "razı olduğu Rasüllere haber verebileceği" açıkça belirtilerek onların istisna olduğu anlatılmıştı. " Gaybı O bilir, gizlisini kimseye açmaz; Ancak elçi olarak seçtiği başka. Allah, bu elçilerin her türlü durumlarını ilmiyle kuşattığı ve her şeyin sayısını belirlediği halde, rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini ortaya çıkarmak için onların önlerinden ve arkalarından gözcüler gönderir." (Cin 26-28) İ. Balcının arka arkaya gelen bu iki ayeti görmeme imkanı çok düşüktür. Şahıs kafasında din anlayışını Kur'anı kırpma pahasına ispat etme derdinde olduğunu daha açık bir şekilde gösteremezdi sanırım. Son olarak, umarım ESG hocam bundan sonra ki çalışmalarında dini kaynaklarla alakalı konuları daha yetkin, metinleri tahrif etme cüretinde olmayan akademisyenlere başvurur.
Tarih
Bunu Herkes BilirEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20204,413 okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.