Roman, yazıldığı dönemin İngiltere’sinin (1813) taşra hayatına, balolarına, insan ilişkilerine, insanların aldığı maaşa göre değer görmesine, miras haklarına, kadınların toplumdaki yerine ve daha pek çok şeye dair bilgiler veriyor bize.
Beş kızkardeşin ama özellikle Lizzy ile Jane’in hayatlarını anlatıyor. Evlat, kardeş ve sevgili olarak rollerini ama en çok kadın olmanın sorumluluğunu gösteriyor.
Kişilerin karakterlerini çözmekte görünür olana ve dedikodulara aldanmayıp insanın ruhunun derinliklerine bakmak gerektiğini anlıyoruz. Zira “gurur ve önyargı” bizi yanıltabilir.
Austen’ın hayatından büyük izler taşıyan bu romanı okuduktan sonra filmini izlemenizi de öneririm. Sonrasında yazarın hayatının anlatıldığı “Becoming Jane” filmini de izlerseniz her şey daha anlamlı gelecektir.