·568 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2016 17:08 Stephen King'in son kitabında çok sayıda hikâye var ve bazıları önceden diğer kitaplarındaki hikâyelerin daha genişletilmiş ya da yeniden yazılmış halleri. Bir hikâye kitabına göre, özellikle de bir korku kitabına göre çok fazla hikâye var kitapta ve bu, kitabın tamamının çok iyi ya da iyi olmasını engelliyor, gereğinden fazla hikâye okuyoruz gibi. Kitabın ilk hikâyesi Mile 81, eski usûl, klasik Stephen King arayanlara göre, zaten kitapta eski King'i özleyenler için yazılmış tek hikâye o. Kitap Mile 81'le çok iyi bir başlangıç yapıyor; Premium Harmony, Batman ve Robin, Kum Tepesi, Kötü Çocuk, Bir Ölüm adlı hikâyelerle çok iyi bir düzeyde devam ediyor, ardından gelen bir kaç hikâye ile gerilim biraz düşüyor, araya birkaç iyi hikâye katarak King çıtayı yine yükseltmeye çalışıyorsa da her defasında işe yaramıyor bence. Bu hikâyeler artık korkutan hikâyeler değiller elbette, yazarın artık korkutmak yerine germeyi tercih ettiğini düşünmeden edemedim, bu kadar üretken bir yazarın bu tür sıkıntılarının olmaması imkânsızdı.
Stephen King'in üst üste bu kadar hikâyesini okuyunca yazarın çok ayrıntılı, çok detaylı ve kişilerinin etrafına ördüğü bol bilgi, isim ve karakter dolu tarzının aslında yorucu olduğunu da düşündüm. Belki bunun sebebi hikâyeleri özellikle bugün, üst üste okumuş olmam da olabilir; ancak örneğin yazarın okuduğum son romanı olan Diriliş'teki karakter anlatımlarının- o detaycı, ayrıntılı, bol isimli, mekânlı anlatımının bizi bilgi bombardımanına tutarken bir yandan da o karakterlerin ve hikâyedeki üslûbun hep aynı kalmasına sebep olduğunu, hepsinin birbirine benzediğini de düşündüm. Buradaki karakterler diğer kitaplardan alınmış karakterler gibi. Bu anlamda acaba yazar sürekli aynı insanları mı anlatıyor, diye de düşünmedim değil.
Yine de Stephen King'i, her ne kadar 90'larda çok uzun bir süre ara versem de, özellikle de 80'lerde en iyi eserleriyle okumuş bir okuru olarak bu eseriyle de sevdiğimi söylemem gerek: bu hafif, rahat, ilginç hikâyeleri okuyup sonra unutmak, güzel zaman geçirmiş olmak da yetiyor, en azından bana. Bütün hikâyelerin ana teması olarak ölümü seçen yazar kitabın başından sonuna dek bizi bir çok değişik ölüm biçimine tanık ediyor. Kitabın sonunda yazarın da başyapıtı olan Mahşer'e gönderilmiş bir selâm havası veren 'Yaz Günü Gök Gürültüsü' ise gerçekten çok güzel, üzücü bir hikâye ve yazarın en sevdiğim hikâyelerinden biri oldu açıkçası.
Kitabı Stephen King seven herkese öneriyorum.