Fatma Aliye Hanım'ın bu eserini okurken kitabın isminin ne kadar da yerinde olduğuna şaşıracaksınız: Levâyih-i Hayat, yani Hayattan Sahneler.
Edebiyatımızın (bilinen) ilk kadın romancısının kelimeleri yaklaşık yüz yirmi yıl öncesinden günümüze gelip bizlere şöyle bir mesaj veriyor: "Farklı giyiniyor, farklı yaşıyor, farklı haberleşiyor, farklı biçimde evleniyorlardı ama kadınların o yıllarda da bugünkülere benzer sorunları vardı." Kitabı okuyan bir kadın olarak ben, uzun yıllar önce yazılmış kelimeler ile bugün arasında nasıl bir duygu aktarımı sağlanabildiğine hayranlıkla şahit oldum. Bunda belki kitabın Turkuvaz Yayınları baskısında metnin orijinaline yer verilmesinin de etkisi olabilir.
Kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse, on bir adet mektuptan oluşan bir eser olduğunu söyleyerek söze başlamak gerek. Kitapta birbirine mektup yazarak hayallerinden, hayal kırıklıklarından, kadın-erkek ilişkilerine dair düşüncelerinden ve evliliklerinden/olası evliliklerinden söz eden beş kadın karakter başarıyla çizilmiş. Daha cesur, kaderci, korkak, akılcı düşünen ya da duygusallığa yenilen birbirinden farklı olan ama akrabalık sebebiyle yolları kesişmiş ve birbirlerine arkadaşlık eden iki farklı yaş grubundan beş kadının cümleleri oluşturuyor eseri. Bu kadınlar, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın ilk yıllarında yaşamış, çağdaşları olan hemcinslerine nazaran şanslı olup eğitim görebilmiş, orta-üst sınıfa mensup insanlar. Kadın karakterlerin sayıca fazlalığı ve her birinin farklı bakış açılarıyla olayları yorumlaması, o dönemde kabul gören farklı görüşleri görmemizi sağlarken bahsi geçen fikirler arasındaki ustaca çizilmiş farklar ve bu farklara rağmen karakterlerin birbirlerini çok iyi anlayabiliyor olmaları ise hayran olunası.
Elbette kitabın geçtiği dönemdeki yaşayışı, gündelik hayatı ve aile ilişkilerini merak edenler için de aydınlatıcı bir eser olduğunu eklemek gerekir.
İyi okumalar.
Levayih-i HayatFatma Aliye Hanım