Sultan ile şahın, devlet ile aşiretin, kızılbaşlık ile aleviliğin, aşkın ve sahip olmanın iç içe geçmiş mücadelesi anlatılmış. Sanki biraz nesnel olmaya çalışırken subjektif yaklaşımlar dahil edilmiş gibi. İktidar olmanın tabiatında acımasızlığın, pervasızlığın olduğu her iki gücünde Türk olduğu, ganimet paylaşımından ziyade alevilik ile süniliğin savaşımı gizi altında olaylar anlatılmış. Eleştirilecek yönler var fakat yazarın edebi anlatımı güzel. Şah mağlup olduğundan ister istemez Selim daha heybetli, daha devletlu ve hem kılıcın hem de sözün hükümdarı durumunda. Yüzyılları etkilemiş, coğrafyayı derinden sarsmış olan bu savaş akıtılan kana, zulme, çekilen bin türlü acıya rağmen aşkla harmanlandığından ölçüde tutarlılık söz konusu. Tasavvuf, insan suretinde Allah'a duyulan aşk, tehvid inancı romanın içerisine serpiştirilmiş...