Bu benim kitabı ikinci kez okuyuşum. İlk okuyuşumu Sofie’nin yaşlarında neredeyse 15 yaşımda yapmıştım. İkinci okuyuşumu ise birkaç gün önce tamamladım. Kitap beni yine yanıltmadı. Bu kitap gerçekten okumanız gereken kitaplardan biri. Eğer siz de şu sıralar okuyacak güzel bir roman arıyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
Kitabın yazarı Norveçli Jostein Gaarder Sofie’nin Dünyasını 1991 yılında yazmış ve bu kitap sayesinde büyük bir başarı elde etmiş. Öyleki Sofie’nin Dünyası 1996 yılında Dünyanın en çok satan kitabı olarak ün kazanmıştır. Kitap şuana kadar 53 farklı dile çevrilmiş ve dünya genelinde 26 miljon satmıştır.
Sofie’nin Dünyası felsefe tarihi üzerine yazılmış bir roman. Kitap anlatımına felsefenin tanımı ve filozofların sahip olması gereken ortak özelliklerinden bahsederek başlıyor. Daha sonra anlatım ilk filozoflar dediğimiz doğa filozoflarından tutun da çağımızın modern filozoflarına ve onların geliştirdikleri felsefi akımlardan bahsederek devam ediyor.
Kitap boyunca Sokrates, Platon ve Aristoteles gibi ünlü filozofları hatırlarken belki ismini diğerleri kadar sık duymadığımız bazı filozoflarla da tanışmış oluyorsunuz. Bunlardan benim ilgimi en çok çeken 1793 yılında kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olması gerektiğini savunduğu için idam edilen Olympe De Gouges oldu.
Kitabın kurgusundan biraz bahsetmem gerekirse; Kahramanımız Sofie’e birgün Kimsin sen yazan bir mektup alır. Bu gizemli filozof Alberto tarafından Sofie’e gönderilen ilk mektuptur. Birinci mektubu ikinci mektup takip eder. İkinci mektup ise Kimsin sen sorusunu cevaplamak amacıyla yazılmıştır. Mektuplar bu şekilde yeni soru ve cevaplarla gelmeye devam eder ve Sofie böylelikle kendini tek öğrencili bir felsefe kursunda bulur. Bu felsefe kursu Doğa filozoflarından çağımızın modern filozoflarına kadar uzanan uzun bir maceradır.
Peki bu kitabı kimler okumalı?
Kitap neredeyse herkese hitap edecek kalitede. Özellikle daha önce felsefe tarihi ile ilgilenmediyseniz ya da felsefeye dair pek de ılımlı olmayan düşüncelere sahipseniz bu kitap sizin için iyi bir başlangıç kitabı olabilir.
Daha önce felsefe dersleri almış fakat bu alanda tekrar bilgilerini tazelemek isteyen bunu da bir ödev gibi değil de eğlenerek yapmak isteyenler var ise onlar da kitaptan faydalanabilirler.
Felsefe ile özel olarak ilgilenip bu dal üzerinde daha önce iyi okumalar yapmış biri veyahut bu dalı meslek edinmiş olanlar belki kitabı biraz basit bulabilirler. Fakat onlar da aslında öğrencilerine tavsiye edebilecekleri bir kitap olarak bu ismi akıllarında tutabilirler.
Peki bu kitap neden bu kadar başarılı?
Aslında buna daha önce biraz değindik.
Kitabın başarıyı yakalamasının sebeplerinden biri çok geniş bir okuyucu yelpazesine hitap etmesi diye düşünüyorum.
Bir diğer neden de şu olabilir. Kitap felsefe tarihini anlatırken sizi kurgusuyla da şaşırtıyor ve böylelikle heyecanı yüksek seviyede tutmayı başarıyor.
Kitabın Mesajı;
Kitabın yazılış amacının insanlara felsefe tarihini öğretmekten çok okuyucuya felsefi sorular sorma becerisini kazandırmak olduğunu düşünüyorum. Alında net mesaj şudur; Herkes filozof olamaz ama herkes felsefi sorular sorabilir. Bu soruların cevaplanmasının münkün olup olmayacağı hiç önemli değildir. Önemli olan soru sormak ve asla önyargıların esiri olmamak ve her daim meraklı kalabilmektir.
Kitaptan nasıl dersler çıkarılabilir?
Benim kitaptan çıkardığım ders şu oldu; çağlar boyunca değiştiğini iddae edip aslında değişmeyen tek tür insan türüdür. İnsanoğlu var olduğundan beri kendi varlığı ve varlığını çevreleyen doğaya karşı her zaman merak duymuştur ve duymaya da devam edecektir. Bazılarımız soru sormayı büyürken bırakır ama bir çoğumuz kaç yaşına gelirsek gelelim sorular sormaya ve kendi varlığını anlamlandırmaya devam etmektedir. Insan olarak bizim görevimiz merak duygusunu her daim taze tutan, sorular soran ve dogmaları olmayan bir akılla farklı cevapları aynı dikkatle dinleyen bireyler olmaktır. Benim kitaptan çıkardığım ders buydu.
Bu kitapta bahsedilen filozoflardan düşüncelerini kendime yakın bulduğum isim Immanuel Kant oldu. Kant der ki her insan için evrensel bir ahlak yasası söz konusudur.. Kant’ın ahlak yasasına göre her zaman davranışımızın altında yatan kuralın aynı zamanda genel geçerli bir yasa olmasını isteyecek şekilde davranmalıyız. Basitçe söylemek gerekirse; size nasıl davranılmasını istiyorsanız siz de diğerlerine öyle davranmalısınız. Kant’ın evrensel ahlak yasasına göre diğer insanları hiçbir zaman bir araç olarak değil daima kendi başına bir amaç olarak görüp buna göre davranmalıyız. Basitçe çıkarlarımız için kendimiz de dahil kimseyi kullanmamalıyız.
Bu kitaptan öğrendiğimiz kavramlar;
Filozof; Philo.sophos bilgeliği seven bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişi.
Kinik/Kinizm; başkalarının acılarına duyarsız kalmak
Pegasos; iki kanatlı mistik at
Hoşçakalın!