Puan vermedi·373 syf.··
2020 35. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 22:04
Kimlik meselesini dert edinen psikolojik gerilim kitapları eğer iyi yazılmışlarsa tadına hakikaten doyum olmuyor. Örnek: John Katzenbach'ın bana göre bir klasik olan eseri Psikoanalist. Ya da Anne Rice'ın Vampirle Görüşme adlı harika kitabı. Kimberly Belle'in Yanlış Rota adlı kitabını da bir şekilde dahil edebiliriz bu listeye, tadından yenmez bu kitaplar. S. J. Watson'ın "Uyuyana Kadar" adlı bu eseri ise hafiften ekşimeye başlamış bir yemek tadı veriyor. Kitapta iyi ve kötü özellikler var. Ancak her şeyden önce bu kitap psikolojik gerilim "türü"ne ait bir çalışma ve Haneke'nin Hollywood sinemasına yönelik saniyede 24 kare yalan eleştirisine paralel olarak bu türe ait kitapların da kitabın sonunda okuru rahatlatmak, sorunların ve çatışmaların sona ermesi vb gibi gevşetici çözümleri oluyor. Gerçek edebiyatın dertlerinden birinin yaşadığımız dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlamaya çalışmak, insan olma ve insan kalma halleriyle dertlenmek olduğunu bir şekilde kabul edersek tür kitapları da bu anlamda yalan reçetelerle dolu eğlencelikler olmanın ötesine geçemiyorlar. Watson'ın kitabında karşımıza çıkan sorun bazı okurların söylediği gibi okurken sıkılmamıza yol açabilen bir tekrar hissi veriyor, ama bu durum bir yandan da baş karakterimiz Chris'in içinde bulunduğu çıkmazı, çatışmayı ve başa çıkılması zor durumu daha da hissetmemizi sağlıyor. Bir karakterin, hastalığı sebebiyle sadece günlüğünü okuyarak geçmişini hatırlayabildiği bir durumda bu karakterin benlik duygusunu sağlamak ve kendini sağlıklı hissetmek için tekrar tekrar aynı şeyleri yaşaması ve bunu da bize neredeyse aynı şeyleri hissettirecek derecede tekrarlarla yapması anlaşılır birşey. Okurken sıkılmak normal, çünkü Chris'in içinde bulunduğu durum sıkılmayı, ürkmeyi, şaşkınlık içinde kalmayı gerektiriyor. Yazar bunu bir şekilde etkileyici bir şekilde kotarıyor. Kitabın final kısmı yani sırların ortaya çıktığı bölümde ise yazar bence büyük bir hata yapıyor. Kitaptaki hayatı belirsizliklerle dolu bir karakterin kitabın sonunda onu çaresiz bırakan her şeyi geride bırakarak mutlu aile tablosu çizmesi bir yazarın yapmaya çalıştığı şeyin aslında kadınların başına gelen çeşitli istismarların eğlencelik bir gerilim aracı olarak kullanıldığını düşündürdü ister istemez. Aslında spoiler olacak ama bence kitap Mike'ın Chris'in günlüğünü yaktığı anlarda sona ermeliydi, böyle yaparak yazar Chris ve Ben,Mike, Dr. Nash karakterleri üzerinden erkeklerin kadınları maruz bıraktığı çeşitli istismar biçimlerinin sona ermediği ve sürüp gittiği şeklinde bir hissin oluşmasını sağlayacaktı. Ancak bu son, "tür"e uygun kaçmamış olabilir. İşte bu yüzden Chris'i kitabın sonunda mutlu bir son bekliyor. Yemek burada artık ekşi kokuyor. Yenecek gibi değil... Dünyada kötü insanlar var, iyi insanlar var ve bir de kötü yazarlar var. Zanaat ustası yazarlar. Bizlere ruh hallerini, insan dertlerini pazarlayan ve onlarla eğlencelik oyunlar hazırlayan ilüzyonistler. O halde; oynadık, bitti. Herkese iyi okumalar.
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012848 okunma
·
257 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Psikolojik gerilimi sinema türü gibi düşünmüşümdür nedense, belki de edebiyatta bu türde iyi eserler bilmediğim içindir. Teşekkürler örnekler için tekrar.
Ben filmini izlemiştim “before i go to sleep “. Siz de biliyorsunuzdur mutlaka. Nicole kidman ve colin firth gibi iyi oyuncularla yormadan güzel bir gerilim filmiydi. İncelemenizde belirttiğiniz gibi bence film de kocasının günlüğü yakmasıyla bitmeliydi. Bir haneke kolay yetişmiyor tabi :))) Ayrıca incelemenizin ilk paragrafında bahsettiğiniz kitaplar da ufuk açıcı oldu benim için. Emeğinize sağlık efenim.
Cem
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.o kitaplar benim için oldukça iyi kitaplar. Wulf Dorn'un Psikiyatrist kitabını da ekleyebiliriz o listeye.