Uyuyana Kadar

·
Okunma
·
Beğeni
·
2874
Gösterim
Adı:
Uyuyana Kadar
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
373
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050904956
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Before I Go To Sleep
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Uyuyana Kadar
Uyuyana Kadar
Anıların sana kim olduğunu söyler. 
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...
Christine’in hayatına hoş geldin…

Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman 

Tess Gerritsen

Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor. 

Los Angeles Times

Çok iyi bir fikri, iddiası ve müthiş bir kurgusu var. Tüm detaylarıyla mükemmel olan bir gerilim romanı bulmak zordur, ama bu kitap kesinlikle bu özelliklere sahip. 

Sophie Hannah

En korkutucu soruyu soran çok sarsıcı bir ilk roman: Kendini kaybedersen geriye ne kalır?

Val McDermid

Sıra dışı bir gerilim romanı. Sonlarda öylesine gerildim ki roman bittikten saatler sonra kendime gelebildim.

Dennis Lehane
373 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Bu gece uyumak istemiyorum, uyuyacaksam da yarın uyanmak istemiyorum."
Psikolojik gerilim türündeydi.
Amnezi hastalığı olan Chris'in hayatı anlatılıyor kitapta.
Konusu gerçekten güzel sade bir dille yazılmış tek kötü olan yanı Chris'in günlüğü kısmı adamı delirtiyor, hep aynı şeyler sabah kalk hiçbir şey hatırlama kim olduğunu öğrenmeye çalış vs.
Yalnız yazar Chris'in psikolojisini güzel analiz etmiş ve kitabın sonunu öyle güzel bağlamış ki okurken gerçekten de etkileniyorsunuz. Yani kitabın sonuna bittim arkadaşlar...
Baş karakterin geçmişi hakkında sürekli yeni şeyler öğrenip bunların üzerine katarak olaydaki eksik parçaları bulması güzeldi. Sadece işte günlük kısmı beni gerdi.
Özetle, sabah kalktın hiçbir şey hatırlamıyorsun yanında bir adam var ben kocanım diyor, çocuğumuz vardı ama öldü vs.
İyi okumalar....
Ve o kadın benim için önemliydi.En iyi arkadaşım.Sonsuza kadar, diye düşündüm, kim olduğunu bilmesem bile onun yanında güvende, iyi hissetmiştim.
373 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kimlik meselesini dert edinen psikolojik gerilim kitapları eğer iyi yazılmışlarsa tadına hakikaten doyum olmuyor. Örnek: John Katzenbach'ın bana göre bir klasik olan eseri Psikoanalist. Ya da Anne Rice'ın Vampirle Görüşme adlı harika kitabı. Kimberly Belle'in Yanlış Rota adlı kitabını da bir şekilde dahil edebiliriz bu listeye, tadından yenmez bu kitaplar. S. J. Watson'ın "Uyuyana Kadar" adlı bu eseri ise hafiften ekşimeye başlamış bir yemek tadı veriyor.

Kitapta iyi ve kötü özellikler var. Ancak her şeyden önce bu kitap psikolojik gerilim "türü"ne ait bir çalışma ve Haneke'nin Hollywood sinemasına yönelik saniyede 24 kare yalan eleştirisine paralel olarak bu türe ait kitapların da kitabın sonunda okuru rahatlatmak, sorunların ve çatışmaların sona ermesi vb gibi gevşetici çözümleri oluyor. Gerçek edebiyatın dertlerinden birinin yaşadığımız dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlamaya çalışmak, insan olma ve insan kalma halleriyle dertlenmek olduğunu bir şekilde kabul edersek tür kitapları da bu anlamda yalan reçetelerle dolu eğlencelikler olmanın ötesine geçemiyorlar. Watson'ın kitabında karşımıza çıkan sorun bazı okurların söylediği gibi okurken sıkılmamıza yol açabilen bir tekrar hissi veriyor, ama bu durum bir yandan da baş karakterimiz Chris'in içinde bulunduğu çıkmazı, çatışmayı ve başa çıkılması zor durumu daha da hissetmemizi sağlıyor. Bir karakterin, hastalığı sebebiyle sadece günlüğünü okuyarak geçmişini hatırlayabildiği bir durumda bu karakterin benlik duygusunu sağlamak ve kendini sağlıklı hissetmek için tekrar tekrar aynı şeyleri yaşaması ve bunu da bize neredeyse aynı şeyleri hissettirecek derecede tekrarlarla yapması anlaşılır birşey. Okurken sıkılmak normal, çünkü Chris'in içinde bulunduğu durum sıkılmayı, ürkmeyi, şaşkınlık içinde kalmayı gerektiriyor. Yazar bunu bir şekilde etkileyici bir şekilde kotarıyor. Kitabın final kısmı yani sırların ortaya çıktığı bölümde ise yazar bence büyük bir hata yapıyor. Kitaptaki hayatı belirsizliklerle dolu bir karakterin kitabın sonunda onu çaresiz bırakan her şeyi geride bırakarak mutlu aile tablosu çizmesi bir yazarın yapmaya çalıştığı şeyin aslında kadınların başına gelen çeşitli istismarların eğlencelik bir gerilim aracı olarak kullanıldığını düşündürdü ister istemez. Aslında spoiler olacak ama bence kitap Mike'ın Chris'in günlüğünü yaktığı anlarda sona ermeliydi, böyle yaparak yazar Chris ve Ben,Mike, Dr. Nash karakterleri üzerinden erkeklerin kadınları maruz bıraktığı çeşitli istismar biçimlerinin sona ermediği ve sürüp gittiği şeklinde bir hissin oluşmasını sağlayacaktı. Ancak bu son, "tür"e uygun kaçmamış olabilir. İşte bu yüzden Chris'i kitabın sonunda mutlu bir son bekliyor. Yemek burada artık ekşi kokuyor. Yenecek gibi değil...

Dünyada kötü insanlar var, iyi insanlar var ve bir de kötü yazarlar var. Zanaat ustası yazarlar. Bizlere ruh hallerini, insan dertlerini pazarlayan ve onlarla eğlencelik oyunlar hazırlayan ilüzyonistler.

O halde; oynadık, bitti.

Herkese iyi okumalar.
376 syf.
·3 günde·7/10
Kitabın kahramanı amnezi hastası bir kadın. Her gün kim olduğunu bilmeden uyanıyor. Kitap biraz yavaş ilerliyor ve pek çok yerde tekrara düşmüş ( her defasında yeniden öğrendiği için) ayrıca ince ayrıntılara çok yer verilmiş. Hikaye ilgi çekici. İlk bölümlerini "akıl defteri" filmine benzettim. Sonuna kadar merak ettim ama sonunu öğrenmek için biraz sabırlı olmak gerekiyor. Sürpriz bir sonu var.
376 syf.
·7/10
Bitti... Büyük bir merakla ve beklentiyle başladım kitaba, okumayı istediğim bir kitaptı. Gerek konusunun çekiciliği ve türünün korku-gerilim olması gerekse filmin fragmanı beni bu kitaba sürükledi.

Kitabı okumaya başladıktan sonra kitapla istediğim bağlantıyı kuramadığımı düşündüm, anlatımı yalın geldi, 'bazı şeyleri' biraz detay vererek anlattığını düşündüm, biraz hayal kırıklığım oldu ve bir süre kitaba ara verdim. Kitapları yarım bırakmayı sevmediğimden ve merak duygusunun ağır basmasından tekrar elime aldım ve ilk kez okuduğumu farz ettim. Ve tam o sırada istediğim bağlantının çoktan kurulduğunu ve karakterle birlikte benimde sorular sorduğumu ve cevaplar aradığımı fark ettim ( yüzlü sayfaların sonuna doğru :)). Kitabı okurken kitapla ilgili düşüncelerim sürekli değişti.
Düşünsenize; etrafınızda tek tanıdığınız ya da tanıdığınızı sandığınız bir insan -üstelik bu kişi kocanız- neden size yalan söyler ki? Gerçekleri çarpıtmak ve onu saklamak da bir yalandır değil mi?
İşte hep bunun cevabını aradım, çözmeye çalıştım ve sonunda bulduğumu düşündüm. Her şeyin mantıklı bir açıklaması vardı ve olayın tatlıya bağlandığını düşündüm. Yani kitabın bitmesine on küsür sayfa var ve böyle düşünmem doğru gibi geldi. Sonra çok sarsıcı bir 'asıl gerçeğin' var olduğunu gördüm ve okuduğum her şey üzücü bir hal almaya balladı.. Türü korku-gerilim olmasına rağmen bunu hissedemedim ama sonunda çok sarsıldığımı söyleyebilirim. Bütün tahminlerimi boşa çıkardı. Belki de beklentimi yüksek tutmasaydım kitaba hiç ara vermeden bitirebilirdim.. Her şeye rağmen güzel, sarsıcı ve merak duygunuzu ön plana çıkaran bir kitap.
373 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Amnezi hastası olan Christine her gün kim olduğunu bilmeden uyaniyor. Bazen bir Anne, bazen bir çocuk ve bazende bir Kadın gibi. Bazı anılarını hatırlamasi icin tuttugu bir günlük. Günlüğünu hergün tutup her sabah okuyunca kim oldugunu ve gerçekler yavaş yavaş günyüzüne çıkıyor. Ya en güvendiğin insan sana yalan soyluyorsa ? Ya yanı başındaki eşin kocan değilse? Kitap ilgimi cekti ayni seyleri yaşadığından ortalarını biraz sıkıcı bulsamda sonlara doğru geldikçe kitabı elimden bırakmak istemedim. Tüm Gerçeği Christine gibi bir an önce öğrenmek istedim. Türü korku- gerilim. -" Yarın mı? Benim yarınım yok diye düşündüm. Tıpkı dünüm olmadıgı gibi "
373 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Her yeni bir güne uyandığında hayatına sıfırdan başlayan amnezi hastası Christine, doktoru tavsiyesiyle durumunu iyileştirmek için günlük tutmasını ister ve neredeyse kitap boyunca günlüğü ve kendisinin yaşadıklarını okuruz.

Son derece merak uyandıran bir kitap. Kitap boyunca bu duyguyu hiç kaybetmediği için kitap sonu inşallah basit bir şekilde bitirilmemiştim dedim ve gerçekten güzel bir şekilde bağlanmış.

Kitabı görüpte kararsız kalanlar varsa bence okumalılar.

İyi okumalar...
376 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sürükleyici anlatımı ve güzel kurgusuyla okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu.
İçine özenle yerleştirilmiş ufak ip uçları gerçeği bize fısıldasada tahmin edemedikleriniz sizi memnun edecektir.
Amnezi yaşayan bir kadının, hayatını nasıl yaşadığını ve hergün unutarak uyandığında kendisine söylenen yalanların dehşetinden habersiz oluşunu heyecanla okuyacağınızı umuyorum.
376 syf.
Anıların sana kim olduğunu söyler.
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...
Christine’in hayatına hoş geldin…

çok heyecanlı veya çok sürükleyici bir roman değildi ancak sürpriz sonuna hak vermek adına okunabilir. hafıza kaybı yaşayan karakterin çelişkilerini düşüncelerini duygularını iyi yansıtmış yazar.
Gercekten sürükleyici bir kitap elinden bırakmak istemiyor insan. Sonunu merakla beklediğim bir o kadar da bitmesini istemediğim bir kitap ... Okunması ve kütüphaneniz de bulunmalı mutlaka.
376 syf.
Hep bu sonlar kitapları okutan şeyler işte. Kocan, kocan değilse, seni kandırıyorsa? İşin kötü yanı da bunu bilmenin hiçbir imkanı yok, bir gün olanlar ertesi gün yok çünkü, ta ki kırılma noktası gelene kadar. Amnezinin ne kadar fena bir hastalık olduğunu bu kitapla anladım ben, ve devamında olan yangının nelere yol açtığını. Hatırlamak mı iyidir, yoksa her günü baştan yaşamak mı?
376 syf.
·7/10
Itiraf ediyorum..
Kitabi filmi ciktiktan sonra farkedip okuyanlardanim..
Filmini izlemeden önce kitap okudum.. :)
Bi kac hafta önce okudugum bu kitabi begendim diyebilirim.

- Dili de kurgusu da insani yormayan

- Cok derin olsa da ana karakterin duygusunu kolayca hissedebileceginiz

- Zaman zaman gereksiz uzatilan, tekrar edilen anlatimlar, flashback'ler olsa da sürükleyici

Okurken keyif aldigim bir kitap..


Tavsiye ederim.. :)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uyuyana Kadar
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
373
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050904956
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Before I Go To Sleep
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Uyuyana Kadar
Uyuyana Kadar
Anıların sana kim olduğunu söyler. 
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...
Christine’in hayatına hoş geldin…

Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman 

Tess Gerritsen

Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor. 

Los Angeles Times

Çok iyi bir fikri, iddiası ve müthiş bir kurgusu var. Tüm detaylarıyla mükemmel olan bir gerilim romanı bulmak zordur, ama bu kitap kesinlikle bu özelliklere sahip. 

Sophie Hannah

En korkutucu soruyu soran çok sarsıcı bir ilk roman: Kendini kaybedersen geriye ne kalır?

Val McDermid

Sıra dışı bir gerilim romanı. Sonlarda öylesine gerildim ki roman bittikten saatler sonra kendime gelebildim.

Dennis Lehane

Kitabı okuyanlar 427 okur

  • Zeynep
  • Ofelia
  • Rogojin
  • Mihrab Kurt
  • Mustafa Çetin
  • Nhlks
  • Nilgun unal
  • Esra dinç
  • Sevgi Karakol
  • İpek küçük

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.3 (6)
9
%2.9 (4)
8
%4.3 (6)
7
%2.9 (4)
6
%1.4 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0