·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Haziran 2020 08:29 Oldukça akıcı tek solukta başlayıp bitirebileceğiniz bir distopik kitap. İçeriğinde çok güzel sistem ve toplum eleştirileri var. Düşünmeye sevk eden çok güzel bölümleri var.
Konusuna gelecek olursak konuşarak kişiden kişiye bulaşan yazarın tabiriyle insanların abuklamaya başladığı bir salgın ortaya çıkıyor. Buna pekte bir çözüm getiremiyor kimse ki zaten salgının nasıl ortaya çıktığıyla ilgili pek sağlam bir teorileri de yok. Kitabın ana karakteri ise eski bir dilbilimci ve smk da daha önce çalışan biridir. Ancak kendisinin yaşadığı bir takım rahatsızlıklar nedeniyle altı aylık gibi bir süreyi hiç hatırlamaz. Bu süreçte geçen olaylardan dolayı da bütün senaryo onun etrafında şekilleniyor. Onları anlatıpta kitap keyfinizi baltalamak istemediğim için anlatmıyorum elbette.
Ama değinmek istediğim bir kaç güzel nokta var örneğin salgınla beraber smk nın elindeki yetkilerin artması bir insanı gözaltına alıp götürmek gibi meseleler için onları sadece şüphe duyması yeterli olabiliyor. Kimse bunun için itiraz bile edemez. Bu günümüz dünyasından görmediğimiz bir şey değil. Birde medya olayı var sokaklar yangın yeriyken salgın azmışken ortalığın güllük gülistanlıkmış gibi yansıtılması. Bu ve benzeri çok güzel noktalara değinilmeside kitaba ayrı bir hava katmış.
Aslında düşünecek olursak şuanki dünyadan çok farklı olmadığını görürürüz. Kendilerine sürekli tapacak bir insan arayan toplumlar zaten bu salgının esiri değillermi? Her yanlışına rağmen kör kütük bir şekilde bu insanları destekleyip birbirlerine bu insan müsveddeleri için giren bu toplumlar abuklamıyorlarmı sizce?