Puan vermedi·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Haziran 2020 23:29 Time'ın arka kapak yazısında "neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal" olarak nitelediği, en üstün niteliğini ise "şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu" şeklinde tanımlamış olduğu roman. Sylvia Plath'in yarı otobiyografik olarak atfedilen romanı. Yazmış olduğu ilk ve son roman. Iyi ki de yazmamış. Bir başka fanusa daha dayanamazdım çünkü.
Çarpıcı intiharıyla zihnime kazınmış olan Sylvia, romanın ilk sayfalarından itibaren beni diken üstünde bıraktı. Onun yaşam ve ölüm hakkındaki düşüncelerini merak ettim. Daha doğrusu hislerini. Ve okuduğum her cümlede kişiliğinin yansımalarını bulmak istedim. Evet, bir çok yerde buldum da. Çünkü o her ne kadar Sylvia Plath ise bir o kadar da Esther Greenwood'tu. O, Newyork sokaklarından yaşamının on dokuzuncu yılını şehrin ihtişamıyla deneyimlemek isteyen bir üniversite öğrencisiydi. Gelecekteki yıllarının planını yapan umutlu genç bir kızdı. Hayatı boyunca yalnızca "şair" olarak anılmak isteyen bir kadındı. O aşık olmak isteyen, bazen çılgınlık yapan, bazen durulan; bazen çizgide kalan bazen de çizgiyi aşandı. Hepimiz gibi, her kadın gibi. Sylvia Esther Greenwood'u öylesine yalın yaratmış ki, onu okuduğunuz her bir cümlede kolayca içselleştirebiliyordunuz.
Giydiği saten gecelikle elindeki sek vodkayı yudumlarken kendini gerçek bir kadın gibi hissetmek istediğini biliyordum. Ya da yetenekli bir yazarla aynı sabaha gözlerini açtığında gördüğü manzaranın dünyadaki en güzel anlardan biri olduğunu da. Hatta Buddy Willard geçmişinde beraber olduğu kadınları bir yanılsamaymış gibi anlatırken Esther'in ona karşı duyduğu o iğrenç duyguyu bile anımsayabiliyordum. Buddy Willard, sen hakikaten bu dünyadaki aşağılık, riyakar erkeklerden birisin.Neyse.
Roman benim için iki ayrımdan oluşuyor. Ilk ayrım, Newyork Rüyası. Ikinci ayrım ise, Çöküş. Newyork rüyası, onun umutlu, genç, arzulu ve idealist yönüyle şekilleniyor. Newyork rüyasının sonlarına doğru depresif ve çoğu zaman bir 'bulantı' dan ibaret olan ruh hali kendini yavaş yavaş göstermeye başlıyor. Ikinci ayrım olan Çöküş'te ise intihar girişimleri, büyük yanılgılar, küvet, jiletler, haplar ve koca bir umutsuzluk...Sırça bir fanusun içindeki devasa umarsızlık. Okuyucu olarak o fanusun içindeki çığlıkları duyabilirsiniz. Dolaysız, dramatik, apaçık. Okunası.