8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 23:32
Sait Faik, sağlığında, vefatından sonra eserlerinden elde edilen gelirleri Darüşşafaka Cemiyeti'ne bağışlanmasını vasiyet etmiş yüce gönüllü bir kişilik. Zaten içindeki insan sevgisinin ve özellikle de çocuklara yönelmiş sevginin temelinde, sanatçının aslında hep çocuk kaldığını şu satırlardan da rahatlıkla anlayabiliyoruz: #76812791. "Karılar sevilir sevilmesine ama ben içimden hep çocuk kaldığım için olacak karılardan çok çocukları severim." Alemdağda Var Bir Yılan / Az Şekerli (Bilgi Yayınevi, "Yani Usta", Sayfa:47) Şimdilerde İş Bankası Kültür Yayınları'nda olan yayın hakları önceleri Bilgi Yayınevi'ne aitmiş. Ben de Bilgi Yayınevi'nden 2000 yılında basılmış olan baskısını okudum. Kitabın birinci bölümü (Alemdağda var bir yılan) ilk birkaç öyküsündeki küçük bağlantılar dışında ("Panco" karakteri gibi) birbirinden farklı 16 öyküden oluşuyor. Yazarın ömrünün sonlarına doğru kaleme aldığı eserde "yalnızlık" teması dikkat çekici. Hatta yazar artık bu eserinde "üçüncü şahıs" tan ziyade "birinci şahıs" üzerinden, kendisi üzerinden anlatıyor öykülerini. "Eftalikus'un Kahvesi" isimli öyküde kendisiyle çoktandır tanışmak isteyen bir okurla; nasıl yazdığını, neleri kendisinin etkilediğini Sait Faik, insanı derinlemesine gözlemleyen bakış açısıyla anlatıyor. Hastanede geçen "Bir hastalık" öyküsündeki kişi de anladığım kadarıyla kendisi. "Dülger Balığının Ölümü" hikayesi ise şahane! Sayesinde öğrendim dülger balığını. O yıllarda belki bolca bulunan, şimdilerde ise nesli tükenmek üzere olan dülger balığını... Sait Faik' in tamamı olmasa da birçok öykü kitabını okudum. İnsana, çoğu birbirine benzer hikayelermiş gibi gelse de bence aralarında küçük farklar var. Alemdağda var bir yılan, bu farkın en net görüldüğü eser ve yine bence en net fark, Sait Faik'in bu öykülerden bazılarını (Örneğin, "Yılan Uykusu") sürrealist bir bakış açısıyla yazmış olması. Sait Faik ve sürrealizm... Beni şaşırttı açıkçası. Hoşuma da gittiğini söyleyebilirim. Kitabın ikinci bölümü ise (Az Şekerli), adı gibi "az şekerli" olmuş. 9 tane öyküden oluşuyor. Burada da "Bir Aşk hikayesi", "Gümüş Saat", ve "Fındık" öykülerini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Son olarak da kitabın sonuna eklenmiş olan "Röportajlar" ile Vedat Günyol ve Adalet Ağaoğlu'nun Sait Faik ve eserleriyle alakalı kaleme almış oldukları incelemeler yer alıyor ki bu kısımdaki yazılar da çok hoş. Bence Sait Faik de kronolojik okunması gereken yazarlardan. Eserlerindeki zorluk ya da öykülerinin anlatımındaki yoğunluk nedeniyle değil, yazarın gelişim sürecini görmek bakımından. "Ne fark var. Hepsi öykü" diyenleri ilk öykülerinden birini ve ardından Alemdağda var bir yılan'ı okumaya davet ediyorum. Sait Faik'in öyküleri, kendi türünde Türk Edebiyatının yapıtaşlarını oluşturacak nitelikte. Ben keyif alarak okudum. Sizlere de tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Alemdağda Var Bir Yılan / Az ŞekerliSait Faik Abasıyanık · Bilgi Yayınevi · 2001257 okunma
··
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.