(Spoiler, yazım hataları, doğruluğu şüpheli fikirler olabilir hepsi için kusura bakmayın)
Okuyan her her kişinin kültür birikimi, tecrübeleri düşünceleri farklı olduğundan kitap hakkında düşünecekleriniz de çok farklı olacaktır.
Tutmak istiyorum kitabı sürekli bir yerlerinden tutmak istiyorum. Neresinden nasıl, neyi tutmak istiyorum bilmiyorum ama bir yerinden tutmak iatiyorum. Ama tutamıyorum elim afyonun dumanının içinde kayboluyor. Tuttuğunu zannediyorsun ama tuttuğunun gerçekten var mı yoksa rüya mı halüsinasyon mu kavrayamıyorsun. Bir şeylerin farkındayım ama işte o ne? Hani bir gün babaannenizin karyolasına gözünüz takılıp "dur şu karyolanın altında ne var" diye oraya bakmaya başlamızşınızdır elini karanlıkta bilinmeyen bir şeylere çarpıp kaybolmuşturya işte aynen öyle hissediyorum. Ailesi ile ilgili sıkıntıları var, ailesi ve aşk hayatı(varlığı şüpheli) ile ilgili bir olay var ama ne? Olmaya da bilir. Karyolanın altına benzeyen şey Sadık Hidayet'in zihni. Girdikten sonra kapıları kapanan çıkmak için tünel kazmak isteyen ama kazdıkça daha da beter olan bir zihin. Ciddi sağlam üzerinde emek harcanmış metaforlar var ama bunlar, Sadık Hidayet'in kendini kitapta afyon dumanının ardına gizlemesi gibi, çok zor fark ediliyor. Fark edince de gene aynı yere çıkıyorsunuz gerçekten var mı yoksa halüsünasyon mu? Varsa da anlamı ne, ne anlatmak istiyor?
Yazarın hayatı kariyeri de çok farklı olduğundan kendinizle pek de bir yeri bağdaştıramıyorsunuz. Karlı bir dağda kaybolmuş gibisiniz bir ağacı defalarca kez gördüm diyorsunuz sonra da dur yoksa bu ağaç farklı mı diyorsunuz.
Sadık Hidayetin kendisi yok kitabın içinde, kendisinin gölgesi var. Gölge ışığın saydam olmayan bir cisimden geçemeyen kısmı ile cisim tarafından engellenmeyip ışığın geçen kısmının yüzeyde oluşturduğu bir ışık olayı. Gölgeye, Sadık Hidayetin dumanla kaplanmış silüeti desek, yüzeye kağıt, ışık da metaforlu üstüste filtrelenmiş veya defalarca kez ışığı farklı ama en sonunda kaliteli, estetik haz veren bir görüntü oluşturan aynalara benzeyen dil, üslup desek umarım yanılmış olmayız. Umarım diyorum çünkü kitabın hiçbir yerinden tam amlamıyla bir şekilde emin olamıyorsunuz. Sizin emin olmanızı sağlayacak tek bir tane belirli, işte burada yazan daha önce de burada yazandı dedirten, bir şey yok.
Kitabın "Kör Baykuş" olmasının sebebi belki de kendisinin çok bilgili kültürlü olması ve bir o kadar da kendini ölü ve uğursuz görmesi belki baykuşun sebebini açıklar. Kör kısmıyla toplum ve insanlardan kendini içine kaçmasından ve bilinen gerçeklikten uzaklaşması olabilir. Veya kendisinin kafasının içinde sürekli, Sadık Hidayet'in içinde olan ama Sadık Hidayet'in kendisine müdahale edemediği ve Sadık Hidayet'e artık eziyet veren başka bir kişilik var.(kitabın bazı yerlerinde bu parçalanmış, bölünmüş kişilikten bahsediyor) (baykuş Yunan Mitolojisinde bilgeliği Roma başta bazı kültürlerde uğursuzluk ve ölümü simgeler)
Sadık Hidayet böyle dumanlı bir beyinle nasıl bu kadar zekice üstü kapalı bir şekilde yazmış takdir edilesi. Kendisi bir şey demek istiyorsa ve onu çok açıkça demesi gerekiyorsa onu açıkça dediği yerler var.
Babasından kalan şarap babasıyla ilişkisi ile ilgii olabilir. Babasından ona miras kalan bir acıdan gene babasından miras kalan bir kurtuluş.
Sevgilisi sevip değer verip hak ettiği değeri göremediği bir iş, kişi muhtemelen. Ülkesinin refahına çok önem veren ve İran'ı geliştirmeye çalışan Sadık Hidayet Başbakan olan eniştesinin ölümünden duyduğu ızdırap, ülkesinin bir türlü istediği gibi aydınlanmış bir hale gelememesi ve içteniçe kendisine hakettiğini düşündüğü metindeki "kahpe" olabilir mi? Metindeki başta ilk gördüğü kız hem de sonraki bir kez bile vermedi diye ifade ettiği kız İran olabilir. Dadısı ise edebiyattır muhtemelen. Bütün bu kopukluğun kayboluşun bunalım ve ızdırabın içinde ona tek ilgi gösteren.
Düşüncelrimi yazdıktan sonra aklıma geldi. Acaba Sadık Hidayet de yazarken baştaki gerçeğin ne olduğunu unutup ipin ucunu kaybetmiş midir?
(Bunları yazarken bazı 1000kitap kullanıcılarının inclemelerini okudum kafamda bir şeylerin hareketlenmesi sağlayan herkese teşekkürler. Eğer birilerinin kafasında bir şeyleri hareketlendirdiysem de ne mutlu bana)