9/10
·224 syf.··
2020 23. kitabı
• Yemek yapmanın her zaman bir sanat olduğunu düşünmüşümdür. Sadece birbirleriyle alakasız onlarca malzemeyi bir araya getirip ortaya harika bir iş çıkarıldığı için değil, yemek yapan kişinin o yemeğe kendinden de bir şeyler kattığını düşündüğüm için. Belki de bu yüzden Tita’nın yaptığı yemeklerin bu kadar benzersiz ve insanlarda farklı duyguları tetiklemesini gayet normal buldum. • Evet efendim kitap ile Meksika devriminin en hararetli olduğu günlere gidip, De la Garza ailenin evine konuk oluyoruz. Ailenin en küçük kızı Tita’nın hem aşkıyla hem de istemeden kendisine biçilen kaderi ile mücadelesini okuyoruz. Aşk ile yemek arasında kurulan doğrudan bağlantı ne de güzeldi öyle. Ama şunu da görüyoruz ki kadına biçilen “yer” dünyanın çoğu yerinde aynı. Buna ister gelenek deyin ister yaratılış farketmez. Kadın olmanın her coğrafyada farklı şekillerde zor, mücadelenin ise evrensel olduğunu görüyoruz. Yaşadığı toprakların geleneklerine başkaldıran Tita, bu başkaldırının kaçınılmaz sonucu olarak iki aşk arasında kalıyor. Onu tek teselli eden şey ise sevgili Nacha’sından öğrendiği yemekler. Yemeğe, kültüre, geleneğe, aşka, kadına ve tabii ki başkaldırıya dair enfes bir roman. Büyülü gerçekçilik bizi yine şaşırtmadı. • Bu arada kitabın aynı isimle bir de film uyarlaması var ama ben izlemeyi düşünmüyorum. Ne kadar iyi bir film olursa olsun aynı etkiyi bırakabileceğini düşünmüyorum çünkü.
Edebiyat
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,309 okunma
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.