Puan vermedi·162 syf.··Beğendi
· “Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşmadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden budur.....”
.
Kitabı okurken hep şu his vardı içimde; hani bir şeyler olacağını hissedersiniz? huzursuzsunuzdur. Ama yine de konuşur, güler, yaşamaya devam edersiniz. Ama arada durgunlaşırsınız çünkü bir his vardır içinizde. Oradadır. Görmezden gelmeye çalışırsınız ama bırakmaz yakanızı. “Burdayım.” Der size. “Burdayım.” Beklersiniz. Beklemek istemeseniz de beklersiniz. Zamanı ileri sarmak ve kurtulmak isterseniz ama sabırla beklerseniz. Kötülüğün, üzüntünün geleceğini bile bile. Ama beklemezsinizde. İçten içe ‘benim kuruntum’ dersiniz kendinize. Değildir. Ve o an gelir.
İşte o An’ın gelmesini bekleyerek okudum bu kitabı.
.
Anlatmak istiyorum bir şeyler anlatmak ama anlatamıyorum, susuyorum yoksa tüm kitabı anlatıcam burada sonunu özellikle. E öyle de olmaz yani. Konusundan bahsedeyim ben en iyisi.
.
Hayalperest bir çocuk var. Adı çocuk. Bir dedesi var adı Mümin. Bir tek onlar birbirlerini anlıyorlar. Yaşlı cadı bir kadın var. Kıvrak Mümin dedeyi yerden yere vuruyor. Zaten kimse adam yerine koymuyor Mümin dedeyi. Orozkul var birde. Okurken içten içe saydırcağınız. Çok yabancı gelmeyecek size bu kişi her yerde karşılaştığımız bir tip. Maalesef. Karısı var, kısır. Çocuğu olmuyor yani. Bunun üstünde o kadar duruluyor ki kitapta çünkü sanki gerçek hayattan insanlar. İçim parçalandı yani. Birileri daha var ama pek önemli değil onlar. (Kulubeg hariç <3). Boynuzlu Maral ana var birde. Dişi geyiğe Maral deniyormuş. Boynuzlu Maral Ana affet bizi. Kitaplarla kalın.