Olay dünya çapında satranç birincisi olan Mirko ve Dr. B.'nin etrafında şekilleniyor. Ve birde olayın içinden bir anlatıcı var.
Satranç, Zweig'ın intihar etmeden önce yazdığı yazılardan biriymiş. Aslında bunu öğrendiğim an kitapta odaklandığım nokta artık konunun gidişatı değildi malesef. Daha çok Zweig intihar etmeden önce neler düşündü, ne gibi cümleler yazdı. Bunun üzerine odaklanarak okudum kitabı. Ve inanılmaz bir hiçlik, boşluk ve yalnızlığa mahkum olduğunu fark ettim. Bu inanılmaz derecede içimi acıttı ve neden dedim sürekli... Etrafındaki insanlar nasıl fark etmiyor bir insanın içten içe eriyen benliğini? Belki de şuan bizim de etrafımızda ruhu yavaş yavaş eriyen birileri vardı. Düşünüyorum da insanlar gerçekten kalabalıklar içinde yalnız hatta yapayalnız olabiliyor... Ahhh Zweig ♡..
Nasıl da fark edilmeden yazmaya devam etmişsin.
Beni inanılmaz derecede etkileyen bir alıntıyı da sizinle paylaşmak istiyorum:
"İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayıncaya kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız." (s. 38)
Stefan ZweigSatrançsosyolojiogrencisi