·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Haziran 2020 23:45 · Bir zamanlar Beyaz Dişi malesef yarıda bırakmıştım. Bu kitaba başlarken acaba yazarın etkisi olur da aynı kaderi mi paylaşır diye endişelenmiştim. Fakat Martin Eden hem üslup hem anlam açısından beklentilerimi kesinlikle karşıladı.
1800 lerin Amerika'sında geçen bu hikaye, Martin Eden karakterinin ideolojik düşünceler içinde kendi düşüncesini bulması ve bu mihvalde değişime uğrayan hayatını anlatıyor. Sınıfsal farklılıkların uçurum gibi yaşamı sardığı, burjuva ve işçi sınıfı arasındaki fikirsel çekişmeler, kitabın düşünce şablonunu çiziyor.
Martin'in aşk ile başlayan değişimi kendini hayatın neresinde bulmak istemesiyle bambaşka bir hal alıyor. Martin, çevresinde ondaki değişim sürecini kabullenecek hiç kimse yokken vazgeçmemenin savaşını veriyor. İnsanların şekilciliğe verdiği değer nispetinde ondaki değerleri zamanla hiçe iniyor.
İstidadı nispetinde ulaşacağı başarı onu mutlu bir birey haline getirecek mi?
Martin Eden saygıyı yaşadığı toplumdan alamasa da veya şöyle demek gerekirse; sonradan o samimiyetsiz saygıyı kazansa bile, onun hikayesini okuyan okuyucu ona hak ettiği saygıyı verecektir.
Muazzam bir karakter ve muazzam bir yaşam serüveni sizi bekliyor
Keyifli okumalar
Not: Jack London'nın bir sosyalist olduğu ve oluşturduğu Martin Eden karakterinin eleştirmenlerce anlaşılamadığını bir kenara iliştirmeyi unutmayın