Yaşar Kemal öyle bir masal yazmış ki tüm masalların aksine "Yeter uyuduğunuz artık, uyanın!" dercesine. Bu kitabı okumama vesile olan bir yazı okumuştum. Kısaca, "Hayvan Çiftliği'ni okuyup da bu kitabı hiç duymamış olmak.." şeklinde bir serzenişti. Ne kadar da haklıymış.
Kitabın konusu bir cümlede özetlenir: Aç gözlü ve acımasız fillerin saldırısına uğrayan karıncaların her şeylerini yitirmelerine rağmen birlik olmayı başarabildiklerinde üstesinden gelemeyeceği zorluk yoktur. Evet bir cümleyle bu şekilde ama Yaşar Kemal neler sığdırmamış ki bu cümleye. Yakaladığım birçok metafor, iğneleme, dokundurma olmasına rağmen bir o kadar da gözümden kaçan vardır, buna eminim. Biraz daha detay verip anlatmaya kalksam konu Hayvan Çiftliği'ne, Fahrenheit'e, oradan da 1984'e bile gider.
Kitapta değinilecek birçok önemli nokta var. Detaya girmeyi seven birisi değilim ama sadece birisinden bahsetmek istiyorum ki belki de en önemlisi. Filler Sultanı; karıncaların öz kimliklerini, kültürlerini, atalarını unutmasını istiyor ve sorgulamadan körü körüne kendine bağlı bir karınca toplumu oluşturmak istiyor. Bu sebeple yaptığı ilk hamle karınca dilini yasaklamak oluyor. İşte "dil" in önemi... Burada gerçekten bir süre düşündüm, yozlaşan ve git gide özünden kopan bir Türkçemiz var. Sonumuz hayrolsun.
İyi okumalar