9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Bülent Somay’ın 2007’de Metis Yayınları’ndan çıkan ve Michelangelo’nun Davut heykelinin penissiz bir ironisine ait, ismiyle müsemma bir kapağı bulunan “Bir Şeyler Eksik” kitabı, önsözünde de belirtildiği üzere sabit bir yazım türüne oturtulamayan bir içeriğe sahip. Kitabın bir kaynak değeri görmesinden ziyade, öznel bir üslupla yazıldığı için deneme türüne daha yatkın olduğunu söyleyebilirim. Bu sebeple, entelektüel biriyle genel geçer kanılar üzerine göreceli bir sohbet tadı veriyor. Türk ve yabancı olmak üzere Jacques Lacan, Slavoj Zizek, Sigmund Freud, Woody Allen, Adam Phillips ve Nazım Hikmet gibi birçok düşünüre, sanatçıya, yazara ve yapıtlarına atıfta bulunulan kitapta “Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler” yazarın yer yer sarkastik üslubuyla ele alınıyor. Kitapta aşk, kıskançlık, arzu, cinsellik, kadın ve erkek, evren ve gerçeklik gibi birbirinden farklı fakat ilintili konular, psikanaliz üzerine temellendirilen bir yapı ile filmler, şarkılar, romanlar ve şiirler üzerinden değerlendiriliyor. Böylelikle Somay, okuyucuyu sanatın, insan davranışının, hayat akışının bir harmanına ulaştırıyor. İnsan tarafından üretilen her türlü sanatın, edebiyatın ya da farklı türdeki üretimin, insan psikolojisinden ve davranış alışkanlığından ayrılamayacağını da okura alt bilgi olarak veren Somay, “Bir şeyler eksik” derken aslında o eksiğin hem insanın kendi üretimi hem de tüm üretimlerinin temeli olduğunu okuyucuya hatırlatıyor. Kitapta beni etkileyen en önemli konulardan biri, daha evvel okuduğum kitaplarda da rastladığım anne-çocuk ilişkisinin “eksik” hissiyle olan bağlantısı oldu. Tekrar tekrar düşünülüp hayatın her alanına yedirilebilecek bir konu olduğuna inanıyorum. Doğmuş olmamız, baştan eksik olmamızdır belki, o bütün olma hissinden ayrılmamız ve her ilişkimizde, üretimimizde ya da çıktığımız her yolda o eksikliği peşimizde taşıyor olmamız, insan olmanın yegane eksikliğidir belki. Cennetten kovulan Adem ile Havva’nın eksiklik duygusunu binlerce yıldır genlerimizde dolaştırıp duruyor ve kendi kuyruğunu kovalayan köpekler gibi, köpek olmanın da kuyruğa sahip olmanın da bizim temel varoluşumuz olduğunu tekrar tekrar hatırlamak durumunda kalıyoruzdur. Kitabın en “tam” olan noktası ise, bittiğinde kitapla ilgili “bir şeyler eksik” diye düşünüyor olmanız. Çünkü kitap her ne kadar farklı alanlardaki bilgileri ve görüşleri birbirleriyle harmanlıyor olsa da, bittiğinde bütünsel bir doyum hissi vermiyor. Başlangıçta yola çıkılan düşünce, sonuna değin kendini sürdürüyor ama kitabı okuyup bitirdiğinizde elinizde somut bir gerçek ya da arkasında sonuna kadar durulmuş bir düşünce göremiyorsunuz. Açıkçası bu ucu açıklığın da kitabın parmak bastığı nokta olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
Bir Şeyler EksikBülent Somay · Metis Yayıncılık · 2007771 okunma
·
581 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.